Özel Makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özel Makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2009 Çarşamba

EuroBasket 2009'da iz bırakanlar



EuroBasket 2009'un ardından...
Polonya'da düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası EuroBasket 2009 İspanya'nın Sırbistan mağlup edip şampiyon olmasıyla sona erdi. EuroBasket 2009'da turnuvaya damgasına vuranlar, iz bırakanlar kimlerdi?..


MVP: Pau Gasol

EuroBasket 2009'un En Değerli Oyuncusu geçtiğimiz sezon NBA'de Los Angeles Lakers ile şampiyonluk yaşayan Pau Gasol oldu. İspanyol pivot, EuroBasket 2009'da takımının şampiyonluğa ulaşmasında büyük rol oynarken, pota altındaki dominasyonuyla turnuvanın en skorer oyuncusu oldu. Aktif basketbol yaşantısını sürdürmesine ve henüz 29 yaşında olmasına rağmen İspanya'nın gelmiş geçmiş en önemli basketbol efsaneleri arasında gösterilen Pau Gasol, turnuva boyunca 9 maçta forma giydi, maç başına 25,7 dakika oynadı 18,7 8,3 ribaunt 1,2 asist 2,2 blok 0,1 top çalma üretti. Pau Gasol, turnuvanın en skorer oyuncusu olmasının yanı sıra ribaunt, blok ve şut yüzdesi gibi kategorilerde en iyi istatistiğe sahip beş oyuncu arasında yer aldı.



Turnuvanın Beşi


Milos Teodosic (Sırbistan): EuroBasket 2009'u asist lideri olarak bitiren Teodosic, Sırbistan'ın finale ulaşmasında kuşkusuz en büyük pay sahiplerinden biriydi... Son iki yıldır formasını giydiği Olympiakos'da çok fazla süre alamamasına rağmen, EuroBasket 2009'daki performansıyla tüm dikkatleri üzerine çekti. Yarı finalde Slovenya'ya karşı gösterdiği mükemmel oyunla (32 sayı, 4 asist, 3 ribaunt, 2 top çalma) adeta takımını tek başına finale sırtladı. Teodosic, turnuva boyunca 9 maçta forma giydi, maç başına 25,4 dakika oynadı 14,1 sayı 5,2 asist 2,6 ribaunt 1,3 top çalma üretti.

Vassilis Spanoulis (Yunanistan): Theodoros Papaloukas ve Dimitris Diamantidis gibi Avrupa'nın en iyi guardlarından yoksun olarak turnuvaya katılan Yunanistan'da liderlik görevi Vassilis Spanoulis'e verilmişti. Spanoulis, turnuvanın en fazla top kaybı (maç başına 3,9 top kaybı) yapan oyuncusu olmasına rağmen takımının yarı finale ulaşmasında büyük pay sahibiydi. Kritik anlarda attığı sayılar ve rakip guardlar üzerinde kurduğu baskıyla oynadığı maçların en fazla öne çıkan oyunlarından biri olmayı başardı. Spanoulis, 9 maçta ortalama 31,3 dakika sahada kalarak 14,1 sayı 2,7 ribaunt 4,2 asist 0,1 blok 1,4 top çalma üretti.

Rudy Fernandez (İspanya): Sakatlığı sebebiyle turnuvanın ilk maçında Sırbistan'a karşı forma giyemeyen Rudy Fernandez, iyileşmesiyle birlikte çıktığı maçlarda İspanya'nın yüksek tempolu basketbol düzeninin en önemli parçalarından biri oldu. Atletik yetenekleri ve çok yönlü oyunuyla İspanya'yı sürekleyen oyuncular arasında yer alan Rudy Fernandez, turnuva boyunca 8 maçta oynadı, maç başına 28,4 dakika süre alıp 13,6 sayı 3,5 ribaunt 2,1 asist 0,3 blok 2,1 top çalma ortalamaları yakaladı.

Erazem Lorbek (Slovenya): Turnuvaya damga vuran oyuncularından biriydi... Takımının yarı finale ulaşmasında en büyük pay sahibiydi. Belkide Sırbistan'a karşı faul problemi yaşamasa takımını finale taşıyabilecekti... Erazem Lorbek, hiç şüphesiz turnuvanın en dominant oyuncuları arasında yer aldı. Bir uzuna göre yüksek top kontrolü, şut yenetekleri, post-up oyunlarıyla hem içeride, hem dışarıda kolay sayı bulmasıyla ve rakip uzunlara kurduğu büyük üstünlükle izleyenlere keyif verdi. Lorbek, 9 maçta 31,0 dakika ortalmayla 16,4 sayı 7,4 ribaunt 2,3 asist 0,6 blok 1,4 top çalma üretti.

Pau Gasol (İspanya): Turnuvanın MVP'si...


Dikkat Çekenler

Ersan İlyasova (Türkiye): Türkiye'nin taşıyıcı parçalarından biriydi... Türk Milli Takımı'nın skor, ribaunt, blok ve top çalma kategorilerinde birinci sırada yer alan oyuncusu olan Ersan İlyasova takımını yarı finale taşıyamadı ama, en iyi beşe seçilebilecek kadar iyi oynadı...

Sırbistan Milli Takımı: Turnuvanın yaş ortalaması en düşük takımıydılar ve final oynadılar. Milos Teodosic'i turnuvanın en iyi beşinde görsekte, Sırbistan takım halinde dikkat çekti ve gelecek yıllarda daha büyük başarılara namzet bir ülke olduğunu hatırlattı.

Slovenya Milli Takımı: Yarı finalde Sırbistan'a karşı son 1.30 dakikaya 6 sayı farkla önde girdiler ama, kaçırdıkları serbest atışlar ve Milos Teodosic'in tarihe geçecek bireysel performansıyla karşılaşıp finale ulaşamadılar. Slovenya, madalya kazanamasada turnuvanın en organize takımlarından biriydi ve oynadıkları basketbolla izleyenlere keyif verdiler.

Marcin Gortat (Polonya): Gortat, zorlu F Grubu'nda takımını çeyrek finale taşıyamasada, bireysel olarak ilk altı maçın en etkili oyuncularından biri oldu. Pota altındaki etkinliği ve takıma kattığı pozitif etkiyle dikkat çeken oyuncular arasında yer aldı.


Hayâl Kırıklıkları

Türkiye Milli Takımı: Turnuvada ilk beş maçını kazanıp, son topta Slovenya'ya yenilen ve bu yenilgiyle birlikte üst üste dört maç kaybeden Türkiye, turnuvanın en büyük hayâl kırıklıklarından birini yaşadı. EuroBasket 2009'da final oynayan İspanya ve Sırbistan'ı gruplarda yenmeyi başaran tek takım olan Türkiye, buna karşın şampiyona sonunda sekizinci sırada yer aldı.

Litvanya Milli Takımı: Avrupa'nın en önemli basketbol ekollerinden biri olan Litvanya, turnuva boyunca oynadığı altı maçtan sadece birini kazanabildi. EuroBasket 2011'e ev sahipliği yapacak olan Litvanya'da başta Linas Kleiza olmak üzere bireysel olarak da birçok oyuncu hayâl kırıklığı yaşattı.

11 Eylül 2009 Cuma

EuroBasket 2009'da ilk turun ardından



EuroBasket'te heyecan artıyor!
Polonya'da düzenlenen EuroBasket 2009'da ilk turda neler oldu, ikinci turda bizi nasıl bir seri bekliyor?..


İlk Tur Yorumu

A GRUBU

Yunanistan grubu domine eden takım oldu. Turnuva başlamadan önce en yakın rakibi olması düşünülen Hırvatistan'ı rahat yendi, diğer iki takımı ise sürklase etti... Papaloukas ve Diamantidis'ten yoksun olmlarına rağmen, hâlâ çok iyi bir guard rotasyonları var.

Hırvatistan maçların ilk yarılarında etkisizdi. İlk maçta İsrail'e karşı çok zorlandılar, maçı son çeyrekte kazandılar. Son maçta ise Makedonya'ya ilk yarı sonunda 14 sayı (48-34) fark yemişlerdi. Turnuva öncesi mental sorunlar yaşayan Zoran Planinic iyi performanslar göstersede, Hırvatistan daha önceki turnuvalardaki gibi sert oynama sorunu yaşadı.

Makedonya, Efes Cup'ta iyi sinyaller vermişti. Ancak ilk maçta Yunanistan'a karşı bozguna uğradılar! İkinci maçta toparlanıp İsrail'i yendiler. Son maçta ise Hırvatistan'ın ikinci yarıdaki baskısına direnemediler. Makedonya'da uzun oyuncu sorunu pek yaşanmadı, Todor Gecevski, Jeremiah Massey, Pero Antic, Predrag Samardziski dörtlüsü iyi iş yaptı. Ancak baskı karşısında ayakta kalabilen ve oyun sıkıştığında skor üretebilecek bir dış oyuncuları yoktu. Acaba Darius Washington'u kadroda tutup, uzun rotasyonuna başka bir Makedon almaları onlar için daha mı iyi olurdu?..

İsrail, Yunanistan maçı hariç diğer iki müsabakada direnç gösterdi ve kazanma raddesine kadar götürdü ama, son hamleyi yapamadı. Önümüzdeki sezon Caja Laboral Baskonia'da oynayacak Lior Eliyahu, hem sayı, hem ribaunt, hem de asist kategorisinde takımın lideriydi ve ilk turun en iyi bireysel performansını gösteren oyuncusu oldu.


B GRUBU

İlk turun en zayıf grubuydu. Düşünün ki, grubu yenilgisiz lider bitiren Fransa, şampiyonaya "son dakikada" katılan bir takımdı. Fransa, üç maçı da yakın biten skorlarla kazandı. Tony Parker özel bir oyuncu ama, Fransa'nın bir üst seviyede başarıı olabilmesi için fazlasına ihtiyacı var.

Rusya, tek galibiyetle grubu ikinci sırada tamamladı. Eh, grup sonuncusunun da tek galibiyet aldığını gözönüne alırsak bulunduğu konumu detaylar belirledi diyebiliriz... Avrupa şampiyonu olan kadroda takımı sürükleyen üç oyuncu Polonya'da yok ve Rusya'nın yapabilecekleri çok sınırlı.

Üçüncü Almanya, yavan ve sert basketboluyla ikinci tura yükseldi. Maç başına 30,7 ortalamayla ilk turun en fazla faul yapan takımı oldular. Mücadele ediyorlar...

Letonya, son maçta Almanya'yı mağlup etmeyi başarsada, zayıf grubununun avantajını kullanamadı.


C GRUBU

İlk turun en zorlu grubu olarak görünüyordu, öyle de oldu. Turnuva başlarken sürpriz adayım olarak belirlediğim Slovenya grubu lider bitirdi. Kaybettikleri tek maçta İspanya'ya uzatmada yenildiler. Slovenya, Türkiye ve Yunanistan ile birlikte ilk turda en iyi basketbol oynayan üç takımdan biri...

Grubu ikinci sırada bitiren Sırbistan, ilk maçta İspanya'yı mağlup edince herkesi şaşırtmıştı. Turnuvanın en genç kadrosu, ikinci maçta Slovenlere yenildi. Üçüncü maçta ise Büyük Britanya'yı kolay geçti. Daha evvel yazdığım gibi, bu kadro şampiyon olursa şaşırmamak lazım. Ancak Polonya'yı yenemezlerse F Grubu'ndan çıkamama ihtimalleri de var...

İspanya hemen hemen herkesin favorisi olarak başladığı turnuvaya sarsıcı bir yenilgiyle giriş yaptı. Sırpların savunması karşısında potayı görmekte zorlandılar. Rudy Fernandez ve Felipe Reyes'in öne çıkması gerekiyordu ve çıktılar. Son maçta Slovenlere indirici darbeye vuran iki oyuncu oldular. İspanya için turnuvanın akıbetini belirleyecek olan Türkiye maçı olacak!

Büyük Britanya, öyle bir gruba düştü ki, yapabileceklerinin en iyisini yaptıkları kanısındayım. İspanya maçında rakiplerini ciddi anlamda zorladılar...


D GRUBU

Milli Takımımız, pek de parlak sonuçlar almadığı bir hazırlık sürecinin ardından turnuvaya girizgâh yaptı. Alınan kötü neticeler birçoğumuzu endişeye gark etsede, kazanılan Litvanya maçı güven tazeledi. Ardından Bulgaristan'ı sürklase edip, ev sahibi Polonya'yı farklı yenerek tabiri caizse "ölüm grubu" olarak adledebileğimiz F Grubu'na lider girdi. Türkiye, adeta bir makina intizamında oynadı ki, bu yıllardır hayâlini kurduğumuz milli takımdı... Türkiye, şayet cumartesi günü İspanya'yı yenebilirse "şampiyonluk" beklentisi ayyuka çıkacaktır!

Polonya, seyircisini arkasına alarak coşkulu basketbol oynadı. Marcin Gortat önderliğinde keyif veren bir takım oldular. Amaçları çeyrek finale ulaşmak olacaktır ama, F Grubu'nda bu gayeye ulaşmaları pek kolay görünmüyor. Zira rotosyonları dar ve hergeçen gün daha fazla yıpranıyorlar. Üstelik bu kez rakipler daha güçlü...

Litvanya, ilk turda turnuvanın en büyük hayâl kırıklığını yaşayan takımı oldu. Türkiye'ye yenilmeleri olağandı ama, Polonya'ya karşı adeta hezimet yaşamaları ve son maçta Bulgaristan karşısında ilk yarıda çok zorlanmaları Litvanya gibi köklü ve güçlü bir basketbol ülkesinde görmeye alışkın olduğumuz şeyler değildi. Takımda ciddi bir guard zaafı vardı. Son maçta Ksistof Lavrinovic etkili olsada, genel olarak Lavrinovic kardeşler çok etkisizdi. Olympiakos'dan iki yıl için 12.2 milyon dolarlık bir kontrat alan Linas Kleiza tam anlamıyla bir hüsran yaşattı! Takımın ayakta kalan ikilisi Simas Jasaitis ve Marijonas Petravicius'a diğerleri ayak uyduramazsa Litvanya için turnuvanın geri kalanı ızdıraplı olabilir...

Pini Gershon ile sürpriz peşinde koşan Bulgaristan, maç kazanamayarak turnuvadan elendi. Tecrübeli koçun oynatmak istediği tempolu basketbolu zaman zaman izletselerde, genel olarak düzensiz bir görüntü verdiler.


İlk Turun Beşi
Lior Eliyahu (İSR): 21,3 sayı 6,7 ribaunt 3,7 asist 0,3 blok 1,0 top çalma
Marcin Gortat (POL): 17,3 sayı 11,3 ribaunt 2,0 asist 2,3 blok
Pau Gasol (İSP): 16,3 sayı 9,0 ribaunt 1,3 asist 1,0 blok 0,3 top çalma
Ersan İlyasova (TÜR): 17,0 sayı 7,0 ribaunt 0,3 asist 0,3 blok 0,7 top çalma
Tony Parker (FRA): 19,3 sayı 4,3 ribaunt 3,7 asist 2,7 top çalma


İkinci Tur Değerlendirmesi

E GRUBU
Yunanistan 2/0
Fransa 2/0
Hırvatistan 1/1
Almanya 1/1
Rusya 0/2
Makedonya 0/2

Yunanistan, ilk turda oynadığı basketbolla ve kadro kalitesiyle E Grubu'nun mutlak favorisi. Büyük ihtimalle yenilgi almadan gruptan lider çıkacaklardır. Grubu ikinci sırada bitirmek için kilit maç Fransa ile Hırvatistan arasında oynanancak. Almanya şansının yardımıyla uygun grupta yer almasının ödülünü çeyrek finale ulaşarak alacak gibi...


F GRUBU
Türkiye 2/0
Slovenya 1/1
Sırbistan 1/1
İspanya 1/1
Polonya 1/1
Litvanya 0/2

E Grubu'yla mukayese edersek takımlar arasında çok büyük güç farkı olduğu bir gerçek. F Grubu'na sonuncu olarak giren Litvanya, E Grubu'nda yer alsaydı muhtemelen Yunanistan'ın ardından ikinci olurdu. Bu grupta her maç çok sert ve çekişmeli geçecektir. F Grubu'nda herşey olabilir...

19 Haziran 2009 Cuma

Skandallar sürüyor!.. Turgay Demirel'e istifa çağrısı!



Böyle skandal görülmedi!
Türk basketbol tarihinin en kara gecesinin ardından yaşanan skandallar bitmek bilmiyor! Rezalet sınırlarını aşan olaylar silsilesi ve spor kamuoyunun Turgay Demirel'e istifa çağrısı peşpeşe geliyor!..

17 Haziran'da oynanan Beko Basketbol Ligi play-off final serisinin ardından şampiyon olan Efes Pilsen'e linç girişiminde bulunan şahıslar gözaltına alınmış ve kısa sürede serbest bırakılmıştı. Yaşanan rezaletten ceza almadan kurtulan psikopatlar, inanılmaz bir istekte bulunarak duyanları hayretler içinde bıraktı!

Efes Pilsen takımına linç girişiminde bulunan, spor salonunu terör alanına çeviren kişiler serbest bırakılmalarının ardından Efes Pilsenli oyunculardan şikayetçi oldu! "Bizi tahrik ettiler, bizde saldırdık. Yere düştük, bize vurdular; şikayetçiyiz" diyerek akıllara durgunluk veren bir istekte bulundular. Şikâyette bulunan şahısların adları Mehmet Cansız ile Fahri Cengizhan olarak açıklandı.


Turgay Demirel'e istifa çağrısı!

Yaşanan skandalların ardından sessizliğini koruyan TBF Başkanı Turgay Demirel'e tepkiler büyüyor. Basketbol kamuoyu ve usta yazarların istifaya davet ettiği Demirel, koltuğunda daha ne kadar oturacak? Turgay Demirel ve TBF'yi istifaya davet eden yazılardan bazıları...

***

Korktun mu Turgay, utandın mı?

Türk spor tarihinin en büyük utancı, en büyük ayıbını yaşadık, çarşamba gecesi.. Hayır!.. Başta bizimkiler, herkesin iddia ettiği gibi Fenerbahçe seyircisi değildi sorumlular.. Sahaya atlayan, Efesli basketbolculara saldıranlar, sahaya şişeler, yetmeyince koltukları kırıp atanlar dahil, seyirciler, utanç sıralamasının sonunda yer alırlar..
1 numaralı sorumlu, basketbolun bir numarası, Turgay Demirel'dir. Basketbol Federasyonu Başkanı..
Bütün maçı, Aziz Yıldırım'ın hemen yanında izleyen, böylece işlerin bu hale gelmesinin en büyük sorumlularını, aslında o salona girmesinin yasaklanması gerekenleri onurlandıran Turgay Demirel, maç biter bitmez ortadan kayboldu. Tıpkı Aziz Yıldırım gibi salondan kaçtı ve Efes'in kupasını vermedi, törene katılmadı.
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Özak, gerçekten sorumluysa, gerçekten bakansa, Devletin federasyonlar üzerindeki "İdari Vesayet" yani denetim ve gözetim hakkını kullanarak Demirel'i çağırıp sorgulamalı, o kadarla da kalmayıp, Federasyon Seçimlerinin yenilenmesine karar vermelidir.
Demirel, çarşamba gecesi ve öncesi tutumu ile bu federasyonu yönetmeye layık olmadığını göstermiştir. Fenerbahçe seyircisi, nasıl bir seyirci olduğunu, Efes daha evvel bu salonda arka arkaya iki maç kazanıp, durumu 2-0'dan, 2- 2'ye getirirken göstermişti. Şampiyonluğa bu kadar yaklaşılmışken, kendi sahasında iki maç kaybedilirken, bu seyirci, tam bir sportmenlik içinde davranmış, maçların sonunda sessiz, sedasız dağılmıştı.
Ne var ki, Efes'i 3-2 öne geçiren maçın bitimine 13 saniye kala, hakemin çaldığı çok doğru, çok haklı ve çok yerinde bir düdük üzerine, sahada Fenerli oyuncular, Mirsad, Semih ve de Rasim'in çılgınca hareketleri ortalığı karıştırdı. Bu sırada önce Aziz Yıldırım, ardından ondan aldığı işaretle, Murat Özaydınlı ayağa fırlayarak tahrikleri doruk noktasına ulaştırdı. Sonrası tam rezillikti. Fener yöneticisi, eski Galatasaray kaptanı Remzi'nin Aziz Yıldırım'la konuştuktan sonra hakem odasını basması, Rasim'in hakemlere ana avrat söverken, kolu ile geçirme işareti yapması, ardından hakem masasını tekme ile darmadağın etmesi, Tanyeviç'in soyunma odasına kadar hakemleri kovalaması, ekranda tüm ayrıntılarıyla tekrar tekrar izlendi.
Ne var ki ertesi gün ve daha sonra çıkan gazeteler, tüm bu iğrençlikleri görmezden gelip, utanmadan, sıkılmadan, kuralı uygulayan hakemi suçladılar. Hem de "Haklısın ama 13 saniye kala bu düdük çalınır mı" gibi yüz karası gerekçelerin arkasına sığınarak ve meslek ahlakına kökünden ihanet ederek..
Ağızlarını her açışta tahrik, her açışta saldırı, her açışta hakaret püsküren Murat Özaydınlı ve Mahmut Uslu'nun amigo ağzından beter laflarını manşetlerine taşıyarak, Fener sahasındaki son maç öncesi seyirciyi iyice doldurdular ve patlamaya hazır bomba haline getirdikler.
Ekranlara yansıyan bunca rezilliğe federasyon göz yumdu. Pazar gecesi olay çıkaranlar ve çarşambanın tohumlarını ekenlere en ufak ceza verilmedi. Aslanların önüne atılan hakemleri savunan tek laf edilmedi. Ve güya Federasyonun başkanı, aslında açık seçik görüldü, aslında onu seçtiren ve o koltuğa oturtan Aziz Yıldırım'ın medyun-u şükran kölesi Turgay Demirel, gidip yanlarına oturarak, son maçı onlarla seyrederek, maç bitince onlarla birlikte salonu hemen terk ederek, suçluları bir de ödüllendirdi. Bu arada ekranda izlediğimiz bir sahne.. Aziz Yıldırım, her zamanki kahvehane oturuşu içinde kameralara poz verirken, Federasyon Başkanı Turgay Demirel salona girdi. Yürüdü. Yerine oturması için Aziz Yıldırım'ın önünden geçmesi gerekiyordu. Elini uzattı. Fenerbahçe Başkanı, üstelik ev sahibi durumunda iken, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı için ayağa kalkma gereği duymadı. İstifini bozmadan elini sıktı, o kadar.. Turgay kimliği daha fazlasını hak etmeyebilir. Ama oraya gelen Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanıydı.
"Başkanı mıydı" sahiden?..
Bir basketbol federasyonu başkanının şampiyon takımın kupa törenine katılmadan, salondan kaçması ne demektir?. Protesto mu?.. Korkaklık mı?.. Utanç mı?. Gönlünde Fener yatarken, kupayı Efes'e verme zorunda kalmanın öfkesi mi?.
Turgay Demirel bu hesabı vermek zorundadır.
Maç sonrası Efes Koçu Ergin Ataman'ın sözlerinin yenilir yutulur tarafı yok..
"Bu Fenerbahçe, seneye nasıl sahaya çıkacak ve oynayacak?. Bu saha seneye nasıl açık kalacak?.. Şu anda şampiyonluğu kutlayamıyor, canımızı korumaya bakıyoruz. Soyunma odamız basıldı. Tribünde kızlarım var, sağlık durumlarını bilmiyorum.."
Telefonlarım gece geç saatlere kadar çaldı, sabah da erkenden başladı..
"Beko bu ligden adını alsın.. Ülker, bu Fenerbahçe'ye adını vermekten vazgeçsin.. Efes Pilsen basketbola yatırımı bıraksın, ligden çekilsin" diyenler vardı..
Bunlar, duyulan öfkenin boyutlarının ifadesi.. Dikkat edin.. İstenenler çok uç şeyler..
Çünkü hiç kimse de, bu Turgay Demirel ve arkadaşlarının, Türk sporuna bu utanç gecesini yaşatanları cezalandıracağı inancı yok.
Ben de bu düşüncedeyim. Aziz Yıldırım'ın oyuncağı Turgay Demirel ve Aziz Yıldırım'ın yandaş medyası ile, her şey örtbas edilecektir, göreceksiniz..
Türkiye'ye bu utanç gecesini yaşatanlar, gelecek yıllarda Şeref (!) Tribünlerinde ve manşetlerde yerlerini almaya devam edecektir.
Yandaş medya izliyor olmalısınız, tüm suçu, belki de en suçsuz seyircinin üzerine yıkarak, günahının kefaretini sözüm ona ödeme, kara vicdanını öyle temizleme çabalarına başladı bile..

Hıncal Uluç / Sabah

Polis neredeydi?

Çarşamba öğleyin İstanbul Valisi Muammer Güler, yeni Osmaniye Valisi, ama hâlâ İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'la Beylerbeyi'ndeki Sabancı Polis Evi'nde birlikte çok keyifli bir yemek yedik.. Size yarın yazacağım. Bugün basketbol köşemi kapladı..
Yemekte söz basketbola da geldi. Bazı Fener yöneticilerinin ve medyanın Fener seyircisini nasıl patlamaya hazır bomba haline getirdiğini anlattım ve aynen şöyle dedim..
"Bu gece Efes kazanırsa, seri biter, Efes Şampiyon olur, o zaman da Fener seyircisi sahaya iner.."
Cerrah "Farkındayız" dedi.. "Gereken bütün önlemleri aldık, kimse endişe etmesin.."
O gece ekranda hiçbir önlem alınmadığını gördük. Fener seyircisi meydanı boş buldu ve sahaya inip Efesli oyuncuları dövmek, soyunma odasına kadar kovalamak dahil her şeyi yaptı. Efes İkinci Başkanı Çetin Çeki, soyunma odasını basanlar arasında Fenerbahçe kulübünün maaşlı güvenlikçilerinin de olduğunu, polisin hiçbir önlem almadığını söyledi ve "Tüm, ama tüm görevlileri" çok açık ve yenilir yutulur olmayan sözlerle suçladı.
Polisin, sahaya inip Kaya'ya saldıran kırmızı tişörtlü kabadayıyı engellemek için fırlayan Efes Koçu Ergin Ataman'ı "Polise mukavemetten" karakola götürmesinin güçlükle önlendiği, buna karşılık sahada yakaladığı kırmızı tişörtlüyü, kulise girer girmez serbest bıraktığı ve bu adamın Efes soyunma odasını basanların başına geçtiği söylendi.
Cerrah "Tüm önlemleri aldık. Merak etme" derken samimiydi. İnanıyorum. Ama o gece salonda görevlendirdiği polis şefinin nasıl bir fiyasko olduğunu bütün Türkiye yarım saat boyunca televizyon ekranlarında izledi.. Cerrah'ın görevi devretmeden, bunun hesabını soracağını düşünüyorum!..
Polisi bu duruma düşürmeye kimsenin hakkı yok!..

Hıncal Uluç / Sabah

***

Turgay Demirel istifa etmez, Aziz Yıldırım onu görevden almalı

Bu ülkede bu seviyede bir organizasyonda, ilk defa seyirci sahaya inip sporcuya, yöneticiye, teknik adama saldırdı.
Bir milat bu.
Böyle olacağını, bir senedir bu ülkede yaşayan bizim Gianni’nin annanesi gördü, TBF görmedi.
Yuh!
Okul mokul hikaye, okuma yazma nanay, italyancası bile çat pat Napolili kadın, beşinci maçı seyrettikten sonra, ellerini habire dizlerine vurup dua ediyormuş.
O uyanmış.
TBF uyanmadı.
Yuh!
Allah’tan Abdi İpekçi’de kimse ölmedi, Demirel bunun altından kalkamazdı.
O 2005 ‘de Fenerbahçe Başkanı ve yöneticileri sayesinde başkan oldu.
Bu bir tespit, yorum değil.
İstifa filan etmez o, Aziz Bey görevden almalı, getirdiği gibi götürmeli.
En büyük zararı da son maç öncesi onlara yaranmak için tedbir almayarak, ligine renk, para, tat, heyecan, kalite katan ve onu seçtiren Fenerbahçe’ye verdi.
Gelecek yılın büyük bir bölümünü seyircisiz oynayacaklar.
***
Murat Özaydınlı akıllı adamdır, laf olsun diye konuşmaz, dili filan sürçmez, ne zaman ne diyeceğini bilir.
Beşinci maçtan sonra Demirel’e şöyle salladı;
“Federasyon, seçimleri nasıl kazanıyorsa, bu olanları da görmeli, göremiyorsa biz de bazı şeyleri görmeye başlarız”.
Küfür etse daha iyi.
Açık açık şunu diyor;
“Ona bazı şeyleri gösteririz, seçimleri nasıl kazandığını biliyoruz”
Açık saçığı da şu;
“Ona gününü gösteririz, seçimleri ona biz kazandırdık, bi daha ki seçimde nah kazanır”
Onu ölmüşken dirilten, basketbolun başına saran Fenerbahçe kimseye kızmasın, kendine kızsın.
Ondan kurtulmaları kolay, elini bıraksınlar, ilk seçimde biter.
Gider.
Ve...
2005’de bitmişti, seçimde karşısına Arıboğan çıktı, kaybedeceğini anladı, Uslu’ya ve Yıldırım’a sığındı, seçimi ona onlar kazandırdı, onlar olmasa çoktan yok olmuştu.
***
Seçimin yapıldığı o gün, Ankara Dedeman’da olan herkes, otelin garsonları, komileri bile, Demirel’in nasıl seçildiğini biliyor.
Seçim öncesi, ”12 yıldır yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” diyen Demirel, Yıldırım’ın teminatı olmasa, yoktu.
FB, Aziz Bey, Uslu, Efes, Tuncay Özilhan ve genel kuruldaki adamları onu destekledi, FIBA da destekledi, son anda Malezya’da Dünya Şampiyonası organizasyonunu cebine koydu.
Bütün bunlara rağmen, Aziz Bey’in son saniye üçlüğüyle kazandı.
85-82.
Arkasındakiler çekilse ne hale gelir, düşünün.
Sıfır bile çekebilir.

TURGAY DEMİREL KİMİN SIRTINA BİNDİYSE MAHVETTİ
90’lı yıllar...
Örslü, Naumoskili Efes güçlü, paralı, başarılıydı, Demirel’in de güce, paraya, başarıya ihtiyacı vardı, sırtlarına bindi, Özilhan’a sığındı, onlara katkısı yoktu, varmış gibi yaptı, Özilhan iplemiyordu onu, ”he he” dedi, idare etti.
Sonra ülkenin bugüne kadar gördüğü en değerli basketbolcu nesline yapıştı, Efes baş aşağı gidiyordu, ufak ufak uzadı, 12 Dev Adam’ın sırtına bindi.
12 Dev Adam, voleybol bile oynasa Avrupa’da bir yarı final oynardı, müthiş yetenekli bir nesildi, hiçbir şey kazanamadılar, sorun saha içinde değil dışındaydı, president ve adamlarındaydı, yok ettiler o nesli, baktı hızla sonuna doğru gidiyor, Tanyeviç’i getirdi, onun sırtına bindi.
Yarının takımını kurmak palavrası altında bugünü yok etti, zaman kazandı.
İşler yine iyi gitmedi.
Bir zamanlar efsane olan Bogdan’ın son yılları ‘bogdan’ geçmişti, milli takımda da işler bogdan gidiyordu, aklına Fener geldi, onlara pazarladı, FB-Ülker başarısız koçunu diriltebilirdi, bu takımı şampiyon yapamamayı o bile başaramazdı, böylece tekrar itibar kazanacaktı koçu.
Plan buydu.
Tutmadı.
Tanjeviç Türkiye’nin gelmiş geçmiş en derin kadrosuna, finalde arka arkaya 4 kere kaybettirdi, bunu bile başardı, fena halde out oldu.
Bütün bunlara sebep olan adam da Ergin Ataman, o dünlerde “milli takımı bedava çalıştırırım“diyip, Demirel’i köşeye sıkıştıran adam.
Demirel nefret eder ondan.
Siena’ya gittiğinde, herkese “merhaba” deyip bir Siena’nın koçuna selam vermemişti, Ergin’e...
Milli takım koçunun kim olması gerektiği de belli artık.
Para da istemiyor, söylediğini de yemez, aldı mı başına belayı?
Allah düşmanımı Demirel’in düştüğü duruma düşürmesin.
***
5.maç...
Söylemezoğlu yürekli bir hakem “ne görürse çalar, babasının oğlunu tanımaz” denir, öyledir, gördü, çaldı, olaylar çıktı, sonra presidentin oğullarını gördü, tanıdı, Mirsad’ı, Semih’i, Rasim’i, Tanyeviç’i...
Hayatının en eyyamcı kararını verdi, atmadı onları, Demirel’in kurulları da utanmadan ekran başında herkesin gördüğünü görmedi, ceza vermedi.
Rasim mi?
Fenerbahçe’ye ”bir oyuncunuza göstermelik ceza vermemiz lazım, kime verelim” deselerdi ”Rasim” derlerdi. Koç, Mirsad, Semih olmazsa olmazdı.
Rasim olmasa da olurdu.
Bu rezalet!
Göz göre göre gelen felakete tedbir almadı ve üstelik salondan kaçtı president, bu da rezaletin karesi.
***
Fener- Ülker formalı bir herifin, bir sporcuyu dövmesi hoş olmadı, Efes formalı birinin, bir heriften dayak yemesi de...
Mideleri bulandı sponsorların bir kere.
Bu da bir milat.
Efes’in, Ülker’in, diğerlerinin kafasının bir yerinde, hep duracaktır bu sahne.
Zamanı geldiğinde yürüyüp gidecekler.
Madem basketbol salonlarına futbol girdi, gidelim futbola.
Bravo president!
***
Hıncal Abi, bir Fenerbahçeli’nin, hem de potansiyel bir başkan adayının, Ferit Bey’in kanalında “TFF Başkanı Aziz Bey’in adamı“ diyebiliyor, üstelik adamı madamı değilken.
Demirel’i alenen Aziz Bey başkan seçtirmiş, bunu kimse hiç bir yerde diyemiyor.
Bu önce Ferit Bey’in kurumsallığa bakışı tabii, bravo, helal olsun, sonra da futbol medyasının gücü.
Reytingi de berbat olmalı Demirel’in, bulaşmıyor usta abi, yoksa bu malı bana tek başıma yedirir mi?.
***
Basketbol yorumcusu, yazarı çizeri genelde eyyamcıdır.
Hepsi benim bildiklerimi bilir, susar.
Bir kısmı NBA çocuğudur, bir kısmı ailenin sevimli çocuğu, bir kısmı emekli koç moç, menajerdir, neme lazımcıdır, bir kısmı başkanın büyük ailesindendir, filan falan...
Anladikos!
Onlar iyi aile çocuğudur Demirel’e göre.
Ben, benim gibiler de ailenin sevimsiz, berbat çocuğu...
Çeteci çocuğu(bu da son bombası)...
Bilmemne çocuğu...
Filan falan...
Sevsinler onu!
***
Sadede gelelim.
2005’den beri FB’nin ve o dünlerde yüz vermediği Ülker’in sırtında president.
Para, güç, iktidar onlarda.
Yıllarca sırtına bindiği Efes’e şampiyonluk kupasını vermeden salonu terketti, yıllarca sığındığı Özilhan’ı, salona gelmeyecek hale getirdi, yıllarca onun sırtındaydı, sırtına alıp getirmeliydi.
Ve bilmemneremden bir dörtlük uydurup, bitireyim.
“Ben, ben, ben” diye diye bitti.
‘Son’ bu.
Son’u...
Bence!

Bilgin Gökberk / Milliyet

***

Aris emsal olur mu?

TRİBÜN teröründe artık son noktaya geldik. Her olayı sineye çekerek, ‘tesellimiz olayların daha da büyümemesi’ diye geçiştirerek, komik cezalar vererek, yeterli önlem almayarak artık son noktaya geldik. Gittikçe vahşileşen ortamda geri adım ata ata son noktaya gittik. Bundan ötesi yok. Bir adım gerisi uçurum çünkü.

ÖNCELİKLE bu bir oyun. Bunu iyiden iyiye unutmuş durumdayız. Sonuçta tavladan, masa tenisinden, kızma biraderden, körebeden çok farkı olmayan bir oyun. Ancak milyonları peşine takan çok keyifli bir oyun. O kadar keyifli ki yapmak kadar bunu en iyi yapan yetenekteki insanları izlemeyi tercih ettiren bir oyun.

GELDİĞİMİZ noktada o yeteneklerini takdir etmek için izlediğimiz sporculara fiili saldırıya geçtik. Seyirci kendisini ayıran alandan çıkıp sporcuların alanına girdi, sahayı bastı...

NE ironik aslında. İzlemek için emek verdiğimiz oyunculara saldırıyoruz. Yarın milli takımda belki öbür gün kendi tuttuğumuz takımın formasını giyerken alkışlayacağımız, sporculara acımasızca tekme atabiliyoruz.

BU linç kültürüdür başka bir şey değil. Anlamadan, ne yaptığını bilmeden korkunç bir öfkeyle önüne gelene saldıran, yakıp yıkan bir linç kültürü. Çok daha önce önlem alınması gerekirken bu öfke karşısında korkup geri adım atanlar başta federasyon olmak üzere en büyük sorumludur. Daha bir önceki maçta günah keçisi olarak Rasim’i belirleyip, Mirsad ve milli takım koçu Tanjeviç’e ceza verilmemesi bu geri adım atma politikasının hep sonuçları. İyice gerilen ortamda yöneticilerin örnek olması, liderlik etmesi, sağduyu tavsiye etmesi gerekirken söyledikleri ise bombanın pimini çekti.

ANCAK artık geri atacak adım yok. Bundan sonrası artık çünkü savcılığın, Türk Ceza Kanunu’nun saldırı ve linçle ilgilenen maddelerinin kapsamına giriyor. Artık geri adım uçurumdan düşmek demek. Fiili saldırıdan bahsediyoruz. Bugün artık “Birkaç kendini bilmezin yaptıkları böyle büyük bir camiaya mal edilemez” klişesinin arkasına sığınabilecek bir durum da yok. Doğrudur birkaç kişi bir camiayı temsil edemez. Ancak o birkaç kişiden sorumlu olan F.Bahçe Ülker’dir.

ONLARIN yaptıkları F.Bahçe’yi tanımlamaz ama onların yaptıklarının sorumluluğunu F.Bahçe taşır ve cezasını da kulüp çeker. Nasıl bir gazetecinin yaptığı tüm gazetecilere mal edilemezse ama onun yaptığı gazetesini ve o gazetenin sorumlu yazı işleri müdürünü bağlarsa bu noktada F.Bahçe ‘birkaç kendini bilmez’in cezasını çekecektir.

BASKETBOLDA onlarca tribün olayı gördük ama sporculara fiili olarak saldırı noktasına varacak derecede bir vahşet son 20 yılda sadece 2 defa olmuştu. Biri Kızılyıldız’la Partizan arasında oynanan Sırbistan Ligi finalinde. Diğeri ise çok daha net bildiğimiz 1993’deki o zamanki adıyla Kupa Galipleri Kupası finalinde yine Efes Pilsen’le Aris arasında yaşanmış, Aris’li taraftarlar Efes oyuncularına saldırmıştı. O olayın Aris’e cezası 2 yıl Avrupa Kupaları’na katılmaktan men edilmek olmuştu.

GERÇİ FIBA’nın da bizim Federasyon’dan çok farkı yok. Eyyam orada da en geçerli yöntem oldu her zaman. O ceza önce temyizle 1 yıla inmiş ardından 2. itiraz sonucu 1 yıl boyunca maçları Selanik’den 500 km uzakta oynama cezasına çevrilmişti. Peki sizce şimdi biz ne yapacağız? Ne ceza verilecek?

KÜÇÜK bir ipucu... 4 sene önce Beşiktaş seyircisi, F.Bahçe ile oynanan bayan basketbol serisi son maçında tribünden (Onlar sahaya inmemişti) rakip oyunculara saldırmıştı. Veya 3 sene önce G.Saray-Karşıyaka maçında, sarı-kırmızılı trübünler maç oynanırken sahaya akın etmişti. (Onlar da sporculara saldırmamıştı) O zaman da cezalar geçiştirilmişti. Şimdi de geri atacak mıyız?

Kaan Kural / Vatan

18 Haziran 2009 Perşembe

Türk basketbol tarihinin utanç gecesi!.. (Video)



Şampiyonu linç etmek istediler!
Dün gece Abdi İpekçi Spor Salonun'da oynanan BBL final serisi altıncı maçında büyük olaylar çıktı. Maç içinde başlayan tacizler, maç sonunda Efes Pilsen'in şampiyon olmasıyla kaosa dönüştü.

Türk basketbolu bir yandan yeni bir şampiyonluk hikâyesine tanık olurken, diğer yandan tarihinin en karanlık gecesini yaşadı. Günlerdir yürütülen tahrik kampanyaları amacına ulaştı ve şampiyon Efes Pilsen'in sevinmesine izin vermeyen, saygıdan yoksun kişiler sporu terörize ettiler. Maç sonunda sahaya atlayan Fenerbahçe Ülker taraftarları Efes Pilsen'i linç etmek isterken, Efes Pilsenliler çareyi soyunma odasına kaçmakta buldu. Bununla da yetinmeyen gözü dönmüş grup soyunma odalarına kadar girmek istedi. Herhangi bir güvenlik barikatı olmaması sebebiyle soyunma odalarına kadar rahatça giren holiganlar, Efes Pilsen takımına saldırmaya devam etti. Uzun süre soyunma odasında mahsur kalan Efes Pilsen takımı ve yöneticileri salon boşaltıldıktan sonra kupayı kaldırabildi.

Serinin beşinci maçında son on üç saniyede Ömer Onan'ın Charles Smith'e yaptığı faul sonrası verilen sportmenlik dışı faul kararı doğruydu. Fenerbahçe Ülker yöneticileri ve medya pozisyonun faul olduğunu kabul etmesine rağmen "öyle kritik bir anda o faul çalınmamalıydı" diyerek adeta kuralların kendileri için yoksayılmasını istiyorlardı. Fenerbahçe yöneticileri televizyon karşısına çıkıp açıkca TBF'yi tehdit ederken, taraftarlarına Efes Pilsenli oyuncuları hedef gösteriyorlardı. Maç sonunda yaşanan büyük olaylardan sonra Fenerbahçe Ülker 12.500 lira ceza alırken, küfür tehdit ve şiddet kullananlar içerisinde yalnızca Rasim Başak'a ceza verilebilmişti. Fenerbahçe Ülker Baş Antrenörü Bogdan Tanjevic soyunma odasında karşılaşmanın hakemlerini tehdit edip tartaklarken, Fenerbahçe Ülker oyuncusu Mirsad Türkcan olayların başlangıcında tribünleri provake edip hakemlere hakaret ederken; bir diğer Fenerbahçe Ülker oyuncusu Will Solomon benzer şekilde ortalığı karıştırmaktan geri kalmazken, Fenerbahçe Ülker şube yöneticisi Nedim Karakaş her maç sonunda ortalığı gererek, hatta rakip takımın baş antrenörüne küfür ederek rahatça hareket ederken TBF olayları izlemekle yetindi. Caydırıcı cezalar veremeyen ve dün yaşanan utanç gecesine zemin hazırlayan TBF acaba bir diyet borcu mu ödüyordu?

Efes Pilsen'in şampiyon olmasının ardından kupa törenine katılmayan TBF Başkanı Turgay Demirel yaşanan skandalların ardından neden açıklama yapma gereği duymadı? Yaşanan büyük olaylar yine örtbas mı edilecek, hesap soran olmayacak mı? Türk basketbolunu terörize edenlere dur diyen olmayacak mı?


Video: Maç sonu yaşanan olaylar




Utanç gecesinden yansımalar

Ergin Ataman: Yazıklar olsun!

Türkiye'de ilk şampiyonluğunu yaşayan Efes Pilsen koç Ergin Ataman, olaylara büyük tepki gösterdi.

Efes Pilsen'in şampiyonluğunun ardından yaşanan olaylara koç Ergin Ataman, büyük tepki gösterdi. Ataman, soyunma odalarının basıldığını ve tribündeki çocuklarının yanına gidemediğini söyledi. Ataman, "Şampiyon oluyoruz ve kutlayamıyoruz. Yazıklar olsun! Bu Fenerbahçe gelecek sezon Türkiye 1. Basketbol Ligi'nde nasıl mücadele edecek. Bunu federasyona soruyorum. Bu olayların başındakiler belli. Türk sporunun halini görüyorsunuz. Şampiyonluğu kutlamamıza bile izin verilmiyor. Tribündeki 11 yaşında kızlarım var. Onlarının canının derdine düştüm yanlarına bile gidemiyorum. Valilik bize güvenlik için söz vermişti. Nerede bizi koruyacak olanlar? Türk sporunu yönetenlere yazıklar olsun" dedi.



Çetin Çeki: Görevliler bize saldırdı

Efes Pilsen Asbaşkanı Çetin Çeki, şampiyonluk sevinçlerini yaşayamamalarını yanında seyircilerin ve görevlilerin saldırısına maruz kaldıklarını söyledi. Çeki, yaşanan olayların Türk sporu için hazin olduğunu belirterek, "Bizi burada koruyamayan görevlilerin derslerini almalarını ve görevlerini daha iyi yapmalarını diliyorum" dedi.

Sarıca: Yunanların yaptıklarını F.Bahçeliler yaptı

Efes Pilsen'in Fenerbahçe Ülker'i 79-76 mağlup ederek Beko Basketbol Ligi'nde 13'üncü şampiyonluğunu kazandığı maçtan sonra çıkan olaylar spor kamuoyunun gündemine otururken, lacivert-beyazlıların Yardımcı Antrenörü Ufuk Sarıca, 1993'te İtalya'nın Torino kentinde Sato Aris'le oynadıkları olaylı Avrupa Kupası finalini yeniden yaşadığını söyledi.

Efes Pilsen formasıyla Türk basketbol tarihinde ilk kez final oynadıkları ve 50-48 mağlup oldukları karşılaşmanın sonunda Yunan ekibinin taraftarlarının kendilerine saldırdığını hatırlatan Sarıca, "Fenerbahçe Ülker randevusunun bitiş düdüğünün ardından da aynı sahneler oluştu. Resmen dejavu oldum. Aris taraftarı olan fanatik Yunanlıların yaptığının aynısını bu kez Fenerbahçeli vatandaşlarımız yaptı" dedi.

Sato Aris'le karşılaştıkları dönemde Türk-Yunan ilişkilerinin bugünkü kadar sıcak olmadığını da hatırlatan Sarıca şunları söyledi: "Gerilim bir şekilde spor karşılaşmalarına da yansıyordu. (Bu olayları aştık) derken, kendi ülkemizde böyle sahneler görmek düşündürücü. Müthiş bir seride belki de en iyi basketbolun oynandığı karşılaşmanın bitiminde ortaya çıkan olaylar beni çok üzdü. Yöneticilere büyük görev düşüyor. Beyanatlarla barut fıçısı haline getirilen taraftarlar sonunda patlıyor. Sahadaki basketbolcu hakem masasına tekme atar, bayan hakeme saldırırsa, taraftarlar da basketbolcuya saldırır. Sahaya giren 40-50 kişinin tavrının Fenerbahçe camiasına mal edilemeyeceğini, ancak bunların ayıklanması gerektiğini düşünüyorum."

TORİNO'DA NELER YAŞANDI

Efes Pilsen, Aydın Örs'ün antrenör olduğu dönemde, Petar Naumoski, Ufuk Sarıca, Tamer Oyguç, Larry Richard, Volkan Aydın, Oktay Öztürk ve Taner Korucu'nun yer aldığı kadroyla, 1992-93 sezonunda Coppa Europa'da final oynadı. Torino'daki final randevusunda Yunanistan'ın Sato Aris ekibiyle karşılaşan Efes Pilsen; Yannakis, Tarpley, Anderson gibi yıldızları barındıran rakibine son saniyelerde 50-48 mağlup oldu. Karşılaşmanın ardından Yunanlı fanatik taraftarlar Efes Pilsenli sporculara saldırdı, sahada büyük arbede yaşandı. Bu olay sonrasında Aris, FIBA tarafından Avrupa kupalarından iki yıl men edildi, bu ceza daha sonra bir yıla indi.

DHA

Engin Özerhun: Destan yazdık

Efes Pilsen menajeri Özerhun, destansı bir zafer elde ettiklerini söylerken çıkan olaylarda gözle görülmeyen birçok şeyin de yaşandığını belirtti.

İki takım arasında çok önemli final serisinin yaşandığını vurgulayan Engin Özerhun, ''Çok çekişmeli geçen final serisini destan yazarak şampiyonlukla tamamladık. Final serisi çok çekişmeli maçlara sahne oldu'' dedi.
Mücadelenin hep çekişme içinde olduğunu hatırlatan Engin Özerhun, ''Skorlar hep birbirine yakındı. Ama bizim bir adım önde olduğumuza inanıyorum. Zor seriyi şampiyonlukla tamamladığımız için mutluyuz. Ligin en fazla şampiyon olma unvanını bir kez daha şampiyon olarak daha da geliştirdik'' diye konuştu.
Son maçta yaşanan olayların birçok kişiyi düşündürmesi gerektiğini kaydeden genel menajer Özerhun, şunları söyledi: ''Ekranda gözükenler var. Bir de gözükmeyen, soyunma odasında olanlar var. Bir daha tekrarlanmasını istemeyeceğimiz olaylar oldu. Bu nedenle üzgünüz. Kimsenin böyle bir şey yapmaya hakkı yok. Ancak sonrasındaki yansımalar ve aklı başında kamuoyunun yanımızda olduğunu görmek çok sevindirici. Yaşananlara karşı çıkıldığını görmek çok hoş. Aklı başında olan taraflı tarafsız herkesin olayların karşısında olduğunu görmek bizi sevindiriyor. Sahanın içinde bir sorun yoktu. Bazı şeyleri yapması gereken, ama yapmayan, tarafsız olması gereken ama olmayan kurumlar vardı.''

***

Efes'e linç girişimi

Efes Pilsen 3 sezon aradan sonra Fenerbahçe Ülker'i mağlup ederek seride durumu 4-2 yaptı ve lig tarihindeki 13. şampiyonluğunu kazandı. Sürenin bitmesinin ardından sevinçleri kursaklarında kalan Efes Pilsenli basketbolcuların üzerine Fenerbahçeli taraftarlar saldırdı.

Maçta bitiş düdüğünün çalmasının hemen ardından sahaya giren Fenerbahçe taraftarlar, Efes Pilsenli oyunculara ve teknik ekibe fiili saldırıda bulundu. Güvenlik görevlileri de yetersiz kalınca çok kötü görüntüler yaşandı. Maç içinde de sürekli olay çıkan tribünlerde, maçın bitmesinin ardından yaşanan olaylar büyük uğraşlar sonucunda yatıştırıldı. Oyunculara tekme ve yumruklarla saldıran Fenerbahçeli taraftarları polis güçlükle müdahale etti. Tribünlerden de çeşitli maddele atan çok sayıda taraftar gözaltına alındı.

Üzerlerindeki şoku uzun süre atamayan Efes Pilsenli oyuncular, daha sonra soyunma odasında büyük sevinç yaşadı.

Sporx.com

***

Ataman'a tekme attılar

Efes Pilsen, Beko Basketbol Ligi play-off final serisinin 6. maçında Fenerbahçe Ülker'i 79-76 yenerek seride durumu 4-2 yapıp şampiyon olurken, karşılaşma sonrası istenmeyen olaylar yaşandı.

Geçmiş maçların aksine, saha içinde oldukça sakin geçen karşılaşmada, Efes Pilsen'in galip gelerek şampiyonluğunu ilan etmesi sonrasında, salon savaş alanına döndü.

Fenerbahçe Ülker taraftarları, karşılaşmanın tamamlanmasının ardından pet şişe, bozuk para, çakmak ve hatta sandalyeleri fırlatarak saha içini yabancı madde yağmuruna tutarken, bazı taraftarlar, tribünlerden aşağı atladı.

Önce yedek oyuncuların bulunduğu bölümde sevinen Efes Pilsenli sporculara saldıran taraftarlarla Kaya Peker yumruklaşırken, lacivert-beyazlı oyuncu Charles Smith ile antrenör Ergin Ataman da saldırının hedefi oldular.

Ergin Ataman'ın sırtına tekme darbesi aldığı görülürken, devreye giren güvenlik görevlileri, lacivert-beyazlı oyuncu ve teknik heyeti soyunma odasına götürdü.

SALON BOŞALTILDI

Abdi İpekçi Spor Salonu, yaşanan istenmeyen olaylar sonrası, kupa töreni yapılmak için boşaltılmak zorunda kalındı. Polis, salon içindeki Fenerbahçe Ülker taraftarlarının tamamını dışarı çıkardı ve Efes Pilsen, şampiyonluk kupasını ancak bu önlem sonrası alabildi.

Bu arada, karşılaşmayı Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile birlikte izleyen Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, kupa töreninde yer almadı.

TARAFTARLAR ARASINDA KAVGA ÇIKTI

Karşılaşmanın son çeyreği oynanırken, sporcu ailelerinin bulunduğu bölümde, taraftarlar arasında başlayan tartışma bir anda kavgaya dönüştü.

Fenerbahçe taraftarlarının arasında yaşanan tartışma, güvenlik görevlilerinin tüm yatıştırma çabalarına rağmen yumruklaşmaya dönüşürken, oturulan sandalyelerin de havada uçuştuğu kavgayı araya giren polis sonlandırabildi.

Kavga nedeniyle maçta duraksama olmadı. Sporcu ailelerinin de aynı bölümde bulunması nedeniyle, yedek oyuncuların maç yerine kavganın yaşandığı bölümle ilgilendikleri dikkati çekti. Polis, kavgaya karışan bazı kişileri gözaltına alarak salondan çıkarttı.

AA

***

SkyTürk skandalı ve Murat beyefendi!

Efes-Fenerbahçe, play-off finalinde, bence, bütün zamanların en çekişmeli, basketbola en çok benzeyen serisini oynuyorlar. Ben bu satırları yazarken, Abdi İpekçi’de altıncı maç oynanacaktı. Yani belki de Efes şampiyon oldu, belki de Fenerbahçe işi son maça taşıdı. Bana ne? Ama gelin görün ki, Ayhan Şahenk’teki beşinci maçın bitimine doğru, başhakem Söylemezoğlu‘nun bütün herkese ders niteliği taşıyan müthiş kararı on beş dakikalık bir duraklamaya neden oldu.
Vay sen misin? Murat Özaydınlı‘nın bir basketbolla ilgili racon kesmediği kalmıştı, onu da yaptı. Anca gidersiniz! Ardından SkyTürk’teki programda Mustafa İyi isimli kardeşim, “Kural var. Karar doğru. Ama keşke çalınmasaydı” demez mi?
Yahu siz ne dediğinizin farkında mısınız? Basketbol yayınlarına para döktüğünüz için tebrikler de, bu kepazelik de neyin nesi? Ne demek, “Kural var, karar doğru ama verilmeseydi keşke...” İşte vatandaş; Türk sporu bu merkezdedir. Yazık kere yazık!

Şampiyon ve Vahşet

Uzun zamandan beri basketbolla ilgili bir yazı görevi aldığımda çok mutlu olmuştum. Müthiş bir basketbol serisi oluyordu. Ama Efes’in Abdi İpekçi’de şampiyonluğu kazanması halinde nelerin olabileceği tahminlerim de tüylerimi diken diken ediyordu. Ve korktuğum ne yazık ki başıma geldi. Final düdüğü ile birlikte Abdi İpekçi’de Türk basketbol tarihinin rastlanmamış bir vahşeti yaşanacaktı. Olayların detayına girsem ne olur, girmesem ne olur. Ali Koç‘un çırpınışları ne yazık ki, olayların gelişimini önleyemedi. Aziz Beyler Mahmut Beyler Murat Beyler nereye tüymüşlerdi acaba? Yoksa bu çılgın seyircinin eylemlerinin kaynağındaki söylem ve hareketlerin sahipleri olan bu kişiler, Efes’in soyunma odası civarında mı dolaşıyorlardı?
Türk basketbol tarihine kara bir leke olarak geçecek bu gecenin sonunda, ben F.Bahçeli basketbolcuları da emeklerinden dolayı en az şampiyon Efes kadar kutlamak istiyorum. 2-0 yenilgiden F.Bahçe gibi bir takıma 4 maçı üst üste zehir etmek kolay mıydı?
Tanjevic, oyunda sık sık torbasından tombala çekercesine rotasyon yaparken, Ergin Hoca, özellikle ikinci yarının bir bölümünde takımının dağılışına uzun süre tanıklık ederek, skorda geriye düşüşün sebebi oluyordu. Preldzic‘in taşımaya çalıştığı F.Bahçe, finali kaybeden taraf olurken, Efes geçen yılların rövanşını da almış olacaktı. Ama ne yazık ki, şampiyon oyuncular taraftarın yumruklarına, tekmelerine, sandalye yağmuruna maruz kalacak, hatta soyunma odaları basılacak ve alın teriyle kazanılmış kupa bir türlü ellerde yükselemeyecekti.
Son bir cümle yazıyorum. Turgay Demirel Federasyonu bu vahşetin faturasını hangi dozda kesecek çok ama çok merak ediyorum. İşte Türk basketbolunun kaderi de bu kararda saklıdır.

Kemal Belgin / Türkiye Gazetesi

***

Nereye Tüydün Turgay Efendi?

Fenerbahçe-Efes Pilsen play-off final serisi, bence tarihimizde görülmemiş biçimde yaşanıyordu.
Basketbolsa basketbol vardı...

Her zaman yakındığımız savunma zafiyetlerinin neredeyse sıfırlandığı maçlar dizisi izliyorduk. Milli yerlilerin içinde beş yabancıyı barındıran kadrolar, bırakın bizim şampiyonluğun şifresini çözmeyi, yarınlardaki Euroleague umutlarımızı büyütüyorlardı.

Çünkü önümüzdeki sezon da onlar Euroleague'e çıkacaklardı.

Özetle, 60 yıla yakın bir süredir basketbol izleyen bendeniz hem bu sporun bir tutkunu, kendine göre eski bir oyuncusu ve en önemlisi 40 yılı aşkın bir süredir yaptığı spor yazarlığında mutluluk yaşıyordum.

Neden di'li geçmiş kullandım?
Şundan;
Bütün bu yukarıda sıraladığım güzellikler bu müthiş final serisinin altıncısının sonunda unutuluverdi.
Şampiyonluğu kazanmış takımın coachu, başkanı, genel menajeri, oyuncuları koca bir sezon emeğinin karşılığı olan kupayı kaldırmak şöyle dursun, sevincini bile yaşayamayacaktı.

Özellikle Aziz Bey, Mahmut Bey ve Murat Bey tarafından gerek demeçler, gerekse jestlerle gerilen Fenerbahçe taraftarı salona girip rakip oyuncuları tekmeleyip, yumrukluyor, salonun koltuklarını bir ölüme sebebiyet verecek biçimde parkeye fırlatıyordu.

İşte bu süreç yaşanırken, bu olayların kaynağındaki faktörler çoktan salondan tüymüşlerdi...
Kala kala Ali Koç kalmış, onun tek başına gayretleri de boşa çıkıyordu. Zaten Ali Koç gibi bu ülkenin en saygın kuruluşunun veliahdı olan kişinin bu zihniyetle hala aynı çatı altında kalmasına da bir anlam veremediğimi de buraya bir kere kaydedeyim.

Ammaaaaa başka bir şahıs daha vardı, bu basketbolun vahşet gecesinde...
Türkiye Basketbol Federasyonu başkanı Turgay Demirel...
Bu Turgay Bey, müsabakayı Aziz Yıldırım'ın tam yanı başında izliyordu.
Yani omuz omuza...

Ve olaylar patladıktan sonra ortadan sırra kadem basan Aziz Bey'le birlikte Turgay efendi de görünürlerde değildi. Kendileri federasyon başkanı oldukları için belki de tribünden inmiş, koridorlarda veya bu çatı altındaki Basketbol Federasyonu odasında gelişmelerle ilgili bilgi topluyordu.

Neyse...
Uzunca bir süre devam eden dehşet görüntüleri sona erdikten, ya da erdirildikten sonra sıra şampiyon Efes Pilsen'in kupa törenine gelmişti.
Pardon finalin kaybeden takımı Fenerbahçe de sivilleriyle salona gelip madalyalarını alıyordu.

Bu tabloyu da alkışlarken, madalyaları takanın Turgay efendi olmadığını görüyorduk.
Kim bilir belki de şampiyonun kupasına saklıyordu salonun görüntüleri arasına girmeyi...
Aaaa o da ne?
Şampiyonun kupasını başkası veriyordu... Turgay efendi ortalıklarda yoktu... Salonu terk etmişti...
Tıpkı kendisini başkanlık koltuğuna taşıyan Aziz Bey'in yaptığı gibi...
Kim bilir belki de Aziz Bey bozulur diye onun koluna girip, çoktan kahır dağıtmak (!) için bir masanın arkasına geçmişti bile...

Bakın şimdi ne yazacağım...
Aynı Turgay efendi Efes Pilsen'in Türkiye Kupası'nı da vermekten imtina etmişti. Yani daha Türkçe olarak kaçmıştı.
Sebebi mi?
Yazayım da dudaklarınız uçuklasın...

O Türkiye Kupası finalinin oynandığı gün bir Fenerbahçeli yöneticinin vefat etmiş bir yakınının cenazesine gitmeyi uygun görmüştü Turgay efendi...

Bu defa cenaze yoktu ama koltuğunu borçlu olduğu kişinin acısı vardı. Eh, ne işi vardı, Basketbol Federasyonu başkanının sezonun şampiyon takımı Efes Pilsen'e kupa sunmakta?

Şimdi Turgay efendinin, en azından aldığı Galatasaray kültürüne sarılarak istifa etmesi gerekmektedir. Hatırlatayım;
Kendileri Galatasaray'ın eski başkanlarından Sayın Prof. Dr. Ali Uras'ın yakın akrabasıdır.
Ali Ağabey bu yazıyı okusa, Turgay efendinin kulağını koparır herhalde...

Kemal Belgin / Medyaspor

***

Rezalet

Maç sonu parkeye pet şişe yağarken, sahaya giren F.Bahçeliler oyunculara saldırdı. Ataman karambolde tekme yerken, Efes soyunma odasına kaçtı

EFES Pilsen 3 sene aradan sonra şampiyonluğa ulaşırken, karşılaşmanın bitiş düdüğüyle birlikte Apdi İpekçi Spor Salonu’nda tam anlamıyla bir rezalet yaşandı. Maç sonunda sahaya pet şişe ve yabancı madde yağarken, bir grup F.Bahçeli taraftar da sahaya girerek şampiyonluğu kutlayan Efes Pilsenli oyunculara saldırdı. Efesli oyunculara koşan bir taraftar Kaye Peker’e vurmaya çalışırken, oyuncular da kendilerini savunmaya çalıştı. Bu karambolde saldırgan taraftarların yanı sıra lacivert-beyazlı baz oıyuncular ve teknik kadrodan görevlilerden yere düştü. Çıkan karmaşada kendini yerde bulan Efes Koçu Ergin Ataman da tekme yedi. Bu hengamenin ardından lacivert-beyazlılar kaçarak soyunma odasına girdi. Oyuncuları kovalayan öfkeli taraftarların soyunma odasına da girmeye çalıştıkları ifade edildi.

ALİ KOÇ DURDURAMADI

BU arada tribünden karşılaşmayı izleyen F.Bahçe Asbaşkanı Ali Koç sahaya inerek olayları önlemeye çalıştı. Koç’un tüm çabalarına karşın F.Bahçeliler sakinleşmezken, polisin müdahalesi sonrası taraftarlar sahadan tribünlere kaçtı. Öfkeli kalabalık burada da koltukları söküp sahaya atarken, bu esnada bazı basın mensupları da yaralandı. Ayrıca Efes Pilsenli taraftarların olduğu bölüme de saldıran F.Bahçeli taraftarlarını polis durdurdu ve bazılarını gözaltına aldı. Bu olaylar sonrası kupa töreni yapılmak için Abdi İpekçi boşaltıldı ve tören ancak bu önlem sonrası gerçekleşti.

‘Çocuklarımın derdindeyim’

ÇIKAN olaylar nedeniyle şampiyonluk sevinci kursağında kalan Efes cephesinde olaylara büyük tepki vardı. Maç sonu koç Ergin Ataman ve asbaşkan Çetin Çeki çok sert mesajlar verdi. İşte o sert açıklamalar:

ATAMAN: “Çok mutluyuz ama bunu kutlayamıyoruz. Sahaya çıkıp kupamızı alamıyoruz. Taraftarlar soyunma odasını bastı. İstanbul Valisi bize güvenlik konusunda söz verdi ama nerede bu güvenlik? Türk sporunu ne hale getirdiler. Çok merak ediyorum F.Bahçe Ülker gelecek sene bu ligde nasıl oynayacak. Şampiyonlukla ilgili ne söyleyebilirim. Çocuklarımın derdindeyim. Kızlarım tribünde, onları düşünüyorum. Yazıklar olsun basketbolu yönetenlere.”

ÇETİN ÇEKİ: “Biz parkenin dışındaki oyunlarla ilgili değiliz. Bazı kendini bilmez seyirci ve görevlilerin saldırısına uğradık. Geceye gölge düştü. Hazin bir olay. Bizi koruyamayan görevlilerin ders almasını bekliyoruz.”

Mirsad: Efes Pilsen hak etti

F.BAHÇE Ülker’de Mirsad Türkcan örnek açıklamalarıyla alkış aldı. Mirsad şöyle konuştu: “Biz sahada savaşıyoruz ama hepimiz milli takımdan oda arkadaşıyız. Olayların bu boyuta gelmesi üzüntü verici. F.Bahçe Ülker bu olaylardan ders çıkartmalı. 3. maçı 15 sayı öndeyken kaybettik. Efes’i kutluyorum. Şampiyonluğu hak ettiler.”

Kaan Kural / Vatan

***

2. Torino vakası

Aslında 5. maç sonrası işlerin bu boyuta geleceği tahmin ediliyordu. Başta Murat Özaydınlı olmak üzere verilen demeçler, Rasim ve Mirsad’ın tavrı zaten hakemlerin kendi aleyhlerine çalıştığını zanneden taraftarı taşkınlık çıkarmaya iyice hazırlamıştı.
Ama maçtan sonra yaşananların taraftarlıkla, insanlıkla alakası yok.
Günü kurtarmak için yapılanlar, yarın neler olabileceğini tahmin bile edememek, yıllardır centilmenliği ile övünen Fenerbahçe yönetimini, taraftarını ne duruma düşürdü. Bütün dünyaya rezil oldular, rezil olduk. Kına yaksınlar şimdi bir taraflarına.
Torino’da Yunanlılar’ın Efes’e yaptığının aynısı Fenerbahçe taraftarı Abdi İpekçi’de yaptı.
Sahaya girip rakip oyuncuya saldırmak da neyin nesi. Önce yenilmeyi öğreneceksin.
Adamlar 4 maç arka arkaya yendiler Fenerbahçe’yi. Şampiyonluk sevincini bile yaşayamadılar. Oysa sonuna kadar hak etmişlerdi.
Bu kadar spora, kendine, kendi takımına saygısızlık olur. Ne zaman öğreneceğiz insanlığı, medeniyeti.
Oysa iki takım oyuncuları seri boyunca mükemmel mücadele etmişlerdi. Kulüplerine, camialarına, formalarına, Türk basketboluna yakışır bir şekilde oynamışlardı. Kim kaybederse yazık olacaktı.
5. maçta çalınan bir düdük ve ardından Fenerbahçe yönetimi ile oyuncularının tavırları olayı ne boyutlara getirdi.
Hevesimiz kursağımızda kaldı.
Türk basketbolu kazanacaktı, Türk sporu kaybetti.
Maçı hakem yüzünden kaybettiğini düşünen Fenerbahçe taraftarı, Efes’in tam 16 hücum ribauntu aldığını, Solomon’un Sinan’la savaşı kişiselleştirmesi yüzünden yine saçmaladığının, kendi takımının tam 11 serbest atış kaçırdığının farkına varsa, yani Efes’in bileğinin hakkıyla kazandığını kavrayabilse keşke.
Efes yıllar sonra şampiyon oldu. 2-0 yenilgiden ayağa kalmak, büyük takımların yapabileceği bir iş. Abdi İpekçi’de Fenerbahçe’yi tam 3 kez mağlup ettiler. Hem de herşey aleyhlerine işlerken.
Ama o şampiyonluğu kutlayamadılar, sevinemediler bile.
O sırada kendilerini korumakla meşguldüler.
Şimdi ne olacak. Futboldan soğuyanların artık basketboldan da sıtkı sıyrılacak. Böyle kepazelik olmaz.
Efes Pilsen çıktı bom boş tribünlere karşı kupayı aldı. Bekleyip rakibi alkışlamayı bilseniz, sahada sonuna kadar mücadele eden kendi takımınızı alkışlasanız ne kadar büyüyecektiniz oysa.
Yine maç yazamadık. Yarın yazarız artık. Efes Pilsen’i tekrar tebrik ederiz kazandığı bu haklı şampiyonluktan dolayı.

Gökhan Germen / Fanatik

***

Yetkililer nerede?
Türkiye Basketbol Federasyonu şu günlerde oldukça yoğun herhalde. Son maçtan önce ne sağduyu çağrısı yaptılar ne de sonrasında bir açıklama

Türk basketbol tarihinin en sert, en tansiyonu yüksek final serisine tanıklık ettik. Belki de gerçekten torunlarımıza anlatacağımız nitelikte bir seri oldu... Ama tabii ki bu tür ortamlarda artık bizim için "El Clásico" olan, ortalığı daha da geren açıklamalar birbirini de izlemeye devam etti. Seri öncesi yaşanan bilet polemiğinin ardından hem Efes Pilsen, hem de Fenerbahçe Ülker cephesi rakip takımı, Türkiye Basketbol Federasyonu'nu ve hakemleri ağır dille eleştiren söylemlerde bulundu.

Sonuç: bir basketbol final serisinde alışık olmadığımız kadar gerildi ortam. Hadi bunlar da oldu diyelim (dememek en iyisi aslında) ama bugüne kadar neden Türkiye Basketbol Federasyonu'ndan bir yetkili çıkıp tarafları sağduyuya çağırmadı? Onu yapmasa bile Federasyon resmi internet sitesinden neden yazılı bir açıklama yapılmadı, ajanslara geçilmedi? Merkez Hakem Kurulu neden önce Efes Pilsen, sonra Fenerbahçe Ülker'in eleştirdiği hakemlerini korumadı? Birçok tartışmayı beraberinde getiren 5. maçın ardından otoriteler sayfalarca yazdı kural doğru diye. Neden aynısını federasyondan bir kişi çıkıp izah etmedi?

Durum böyle olunca da, iş çığırından çıktı, taraftar forumlarından korkutucu yorumlar, çağrılar yapıldı. "Sahaya bir şey atmayacak olanlar maça gelmesin, maç bitince Efesliler'e saldıralım, en fazla 2 maç ceza alırız" şeklinde.

İlla böyle bir şey mi olması lazım bu ülkede? Nazikçe tabir edecek olursak yumurta kapıya dayandığında mı akıllara geliyor bazı şeyleri söylemek, ya da hayıflanmak? Sahaya giren adamların (taraftar yazmaya elim varmıyor) elinde kesici bir alet olsa, ne olacak? Kim kime nasıl hesap verecekti?

Ben bu serinin bir de gerçek bir "derbi" mücadelesi olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Efes Pilsen sadece belki de 200-300 kişilik gerçek taraftar kitlesine sahip bir kulüp. Onlara Abdi İpekçi'de ayrılan 1000 kişilik yerde Galatasaray, Beşiktaş gibi takımların seyircisi otursa ne olurdu tahmin edemiyorum.

Şu an itibariyle maçın bitiminden 24 saat geçmedi (Ama yaklaşık 18 saati geride bıraktık). Hala Federasyon sitesinden yapılan bir açıklama yok, yaşanan rezaletle ilgili haber yok, onu da geçtim maç haberlerinde olaylara değinilmemiş.

Sanırım bu trajik olaydan ötürü herkes kafasını önüne koyup düşünmeli. Çünkü serinin en kritik maçında Ömer Onan'ın tribünde oturan hamile eşiyle oğlu Yiğit'i, ya da Kaya Peker ve Kerem Gönlüm'ün 5. maçtan sonra aldıkları tehdit mesajlarını düşünmemeleri gerekiyor. Bırakalım herkes gerçekten düşünmesi gerekeni düşünsün.

Irmak Kazuk / NTV Spor

***

Unutulmayacak

Tarih bu günü asla unutmayacak. Bu ne hırstır, bu ne nefrettir...

Böylesi bir savaş hali dünyanın neresinde var? Basketbol bu; alt tarafı bir spor... Şampiyon olmuşsun, maçı kazanmışsın ne fark eder?.. Oysa ki ne kadar çekişmeli bir karşılaşmaydı. Efes Pilsen hiç sinirini bozmadan, büyük bir soğukkanlılıkla topu çevirip hep son saniyeye kadar doğru şutu aradı. F.Bahçe Ülker ise serbest basketbolda rüzgâra kapıldı ve kaybolup gitti. Hiçbir düzgün seti yok, kimin ne zaman kontrolü ele alacağı belli değil. Böyle olunca kim suçlu oluyor? Elbette koç Tanjevic... Ama kimsenin aklına gelmeyecek bunlar. Yıllar geçtikten sonra akıllarda Efes Pilsen’in galibiyet sevincini yaşayamaması, soyunma odasının basılması, sahaya koltuk yağması ve basın mensuplarına saldırılması kalacak.

Rakip Efes Pilsen mi, yoksa Yunanistan’dan bir takım mı? Hiç utanmadınız mı ulusal takımda F.Bahçe Ülkerli arkadaşlarıyla omuz omuza mücadele eden oyunculara böylesine saldırırken? Yakıştı mı bu 100 yılı geride bırakmış büyük bir camiya?.. Şimdi bunun hesabını ödeme zamanı. Verilen demeçler ateşe körükle gidilmesini sağladı. Artık bunu anlamak gerekiyor. Dün kimse yaşamını yitirmediyse bu tamamen şanstır. Sadece olayları konuşmayalım, bir de Efes Pilsen’i tebrik edelim; hem de kocaman bir alkış göndererek. Böylesine bir atmosferde her hamleye karşılık vermek başarılması zor bir iş. Thornton, Kaya ve Sinan hep bu dakikalarda sahne aldı. Bu kadar küfür, bu kadar pet şişe arasında işlerine baktılar ve üst üste 4 maç kazanarak takımlarını şampiyonluğa taşıdılar. Son olarak; bravo Ergin Ataman, sen basketbolun Mourinho’susun...

Can İşbakan / Cumhuriyet






























1 Haziran 2009 Pazartesi

Galatasaray, vizyonsuzlukla başbaşa kaldı!



Galatasaray, başarısızlığı, başarı görüyor!

Bugün, Mecidiyeköy'deki Galatasaray Spor Kulübü kulüp binasında bazı açıklamalar yapan Galatasaray SK Başkan Yardımcısı Yiğit Şardan, Galatasaray basketbol şubesiyle ilgili çarpıcı beyanlarda bulundu.

Alınan neticelerle başarısız sayılamayacaklarını belirten Şardan şunları söyledi: "Play-off'ta elendiğimiz rakibimiz bizden iki misli bütçeye sahip. Bu sonuç normal. Önümüzdeki yıl genç oyuncularla devam edip, ilk dört içinde yer almaya çalışarak uzun vadeli planlar yapacağız"

Bu sezon birçok Euroelague takımında daha fazla para harcayan fakat, oynadığı kötü basketbolla vasat bir performans gösteren Galatasaray'da, resmi olmasada şubeden sorumlu Yiğit Şardan'ın gösterilen başarısızlığa "bütçemiz azdı" diyerek bahane bulması ve şubenin hedef küçülttüğünü açıklaması vizyonsuzluğun tavan yapması manasını taşıyor.

Bu sezon harcanan 10 milyon doları az bulan ve Avrupa'da 10 milyon dolar harcayan basketbol takımlarının oynadığı basketboldan habersiz olan Galatasaray basketbol şubesi yöneticileri, Galatasaray'ın uzun yıllardır hasret kaldığı kupa ve şampiyonluklara, Galatasaray'ı ulaştıramayacaklarını itiraf etmiş oluyorlar.

Transfer ettikleri kariyerli yıldız oyuncuların başına hiçbir başarısı olmayan, uzun süredir koçluk yapmayan antrenörleri getiren yöneticiler. Ligden düşmüş takımlara yenilmeyi, ezeli rakiplerinden tarihi fark yemeyi "başarı" olarak adlediyor.

Harcanan milyon dolarlara rağmen oynanan kötü basketbola tepki gösteren taraftarları basketbol salonundan attırmaya çalışan, ağıza alınmayacak galiz küfürler eden, günümüz basketbolundan bihaber kişileri şubenin başında amir eden Galatasaray basketbol şubesi yöneticileri, Türkiye'ye basketbolu getiren Galatasaray'a ne kadar zarar verdiklerinin farkında olmadan, "ezeli rakibim" dedikleri takımlardan fersah fersah geride kalarak koltuklarında oturmaya devam ediyorlar.

Görülen şu ki, Türkiye Basketbol Ligi, "Efes Pilsen, Fenerbahçe Ülker ve diğerleri" olarak kalmaya devam edecek.

12 Mayıs 2009 Salı

2009 BBL Play-Off Analizi



Beko Basketbol Ligi'nde Play-off Analizi


Efes Pilsen (1) - Darüşşafaka Cooper Tires (8)

Normal sezonu lider tamamlayan Efes Pilsen, son üç maçını kazanıp play-off bileti alan Darüşşafaka Cooper Tires karşısında mutlaka favori konumunda. Efes Pilsen, ligin en pahalı kadrosuna ve en en iyi basketbol organizasyonuna sahip takımı. Sezon içinde yaşadıkları oyun kurucu sıkıntısını Kerem Tunçeri ile giderdikten sonra ivmeleri hergeçen gün yükseldi ve şampiyonluğun en önemli favorisi konumuna geldiler. Normal sezonda aldıkları iki mağlubiyetin ilki birinci haftada oynanan Banvit maçındaydı, diğeri ise fahiş hakem hatalarıyla tamamlanan F.bahçe Ülker deplasmanında yaşandı... Yani Efes normal sezonu yenilgisiz bitirebilirdi ki, bu Türkiye liginin üzerinde bir takım olduklarını gösteriyor. Efes, seriye 1-0 önde başlayacak. Büyük bir sürpriz olmaz ise Efes Pilsen seriyi 3-0 geçer...


Türk Telekom (2) - Mersin Büyükşehir Belediye (7)

Sezon içinde çok fazla iniş-çıkış yaşayan Türk Telekom, normal sezonu iknci sırada tamamlayarak play-off için avantaj elde etti. Ancak buna rağmen oynadıkları oyunla hiçbir zaman şampiyonluk için yeterli görünmediler. Bilhassa savunmada yaşadıkları sıkıntılar üst düzey maçlarda güven vermemelerine sebep oldu. Diğer tarafta Mersin B.B. zaman zaman iyi maçlar çıkarsada, onlarda ekseriyetle istikrarsız sonuçlar aldılar. Lofton, McCalebb ve Ffriend üçlüsüne yerli oyunculardan pek fazla katkı gelmeyince yaşadıkları istikrarsızlık olağandı. Türk Telekom seriye 1-0 önde başlıyor. Kanımca 3-1 ile yarı finale çıkarlar.


Fenerbahçe Ülker (3) - Antalya Büyükşehir Belediye (6)

Son şampiyon F.bahçe Ülker, normal sezonda oynanan iki maçta da Antalya B.B.'yi çok farklı mağlup etti. F.bahçe Ülker'in play-off yaklaştıkça artan form durumu bu seride pek zorlanmayacaklarına işaret ediyor. Willie Solomon'un geri dönmesi, Ömer Aşık'ın iyileşmesi F.bahçe Ülker'de yaşanan olumlu gelişmeler.

Antalya B.B.'de ise sezon içinde yaşanan koç değişikliği ve mali sıkıntılar bir süre bocalamalarına sebep olsada, fiyat/performans olarak son derece iyi bir başarım gösterdikleri aşikâr. Seriye 1-0 geride başlayacak olmaları önemli bir handikap ama, kendi sahalarında bir maçı kazanma ihtimalleri var ve bu ihtimali sonuna dek kovalayacaklardır. Seri 3-0, yahut 3-1 F.bahçe Ülker lehine sonuçlanır.





Galatasaray Cafe Crown (4) - Beşiktaş Cola Turka (5)

Kağıt üzerinde kadro kalitelerine baktığımızda Galatasaray'ın mutlaka favori olduğunu söylemek mümkün fakat, sahada oynanan oyun pek de öyle göstermiyor... Galatasaray Café Crown, Murat Özyer'in gönderilmesinden sonra büyük bir düşüş yaşadı. Özyer'le ligde 10 galibiyet, 2 mağlubiyet alan sarı-kırmızılılar, Koray Mincinozlu yönetiminde 10 galibiyet, 8 mağlubiyet yaşadılar. Bilhassa ligin sonlarına doğru yapılan yüksek maliyetli transferlere rağmen büyük bir düşüş yaşayan Galatasaray, ligden düşmesi kesinleşmiş TED Kolejlilere'e dahi yenilerek dibe vurdu. Yapılan yönetimsel yanlışların bedelini ağır ödeyen sarı-kırmızılılara fiyat/performans olarak ligin en başarısız takımı diyebiliriz.

Beşiktaş C.T. ise lige kötü başlamasına ve ilk yedi haftada altı mağlubiyet almasına rağmen son dönemlerde yaşadığı çıkışla beşinci sıraya yükseldi. Beşiktaş'ta yaşanan mali sorunlar ve koç değişikliği takıma olumsuz etki etsede, sezonun genelinde iyi sayılabilecek bir performans gösterdiler. Serinin sonucunu kesitrmek zor fakat, mevcut yapısıyla Galatasaray'ın güçlü kadrosuna rağmen turu geçme ihitmali zayıf. Beşiktaş bir adım önde!..


Yarı finaller ve final...

Efes Pilsen, Türk Telekom ve F.bahçe Ülker'in yarı finale çıkması kesin gibi... Galatasaray Café Crown - Beşiktaş Cola Turka serisinde ise Beşiktaş'ın mevcut durumu daha iyi ve yarı finale daha yakın.

Efes Pilsen turu geçtiğinde, Galatasaray, yahut Beşiktaş'la eşleşecek. Efes iki takıma karşıda seriye 1-0 önde başalyacak. Ne Galatasaray'ın, ne de Beşiktaş'ın Efes Pilsen karşısında tutunmaları zor görünüyor. Dolayısıyla Efes Pilsen yarı finali de muhtemelen maç kaybetmeden geçecektir.

Türk Telekom, Mersin'i, F.bahçe Ülker ise Antalya'yı eleyecektir. Yarı finalde Türk Telekom - F.bahçe Ülker eşleşmesi çekişmeli geçer fakat, ciddi savunma zaafları bulunan Türk Telekom'un finale çıkma ihtimali oldukça düşük. F.bahçe'nin sert yapısıyla bu seriyi aşıp, finale çıkması kuvvetle muhtemel...

Efes Pilsen - F.bahçe Ülker finali, esasında uzun yıllardır hüküm süren Efes - Ülker hegemonyasının bir devamı niteliğini taşıyor. Efes, son üç sezondur şampiyon olamıyor ve bu zinciri kırmak için hazır görünüyorlar. Ligde oynadıkları her iki maçtada ciddi üstünlükleri vardı, ayrıca Türkiye Kupası'nda da F.bahçe Ülker'e karşı zorlanmadan kazanmışlardı. F.bahçe Ülker'in normal sezondaki maçlara kıyasla en büyük artısı kuşkusuz Will Solomon olacaktır ama, tek başına neleri değiştirir muamma... Efes Pilsen normal şartlarda finalin favorisi fakat, o güne dek neler yaşanır şimdiden birşeyler söylemek zor. Ancak ne olursa olsun, bizi çekişmeli ve keyifli bir finalin beklediği aşikâr.

Hak eden kazansın!..

29 Nisan 2009 Çarşamba

Berlin'de perde açılıyor

Euroleague'de Final-Four başlıyor!

Euroleague'de sona yaklaşıldı. 1 Mayıs'da yapılacak yarı final müsabakaları ile başlayacak final-four serisi, 3 Mayıs'da yapılacak final müsabakası ile şampiyonu belirleyecek. Yarı finalde son şampiyon CSKA Moskova, Barcelona ile TSİ 19:00'da karşılaşırken, Yunanistan'ın iki devi Panathinaikos ile Olympiakos ise 22:00'de karşı karşıya gelecek.





CSKA MOSKOVA



Takım kadrosu
#6 Nikoz Zisis
#7 Victor Keyru
#8 Matjaz Smodis
#9 Ramunas Siskauskas
#10 J.R. Holden
#12 Erazem Lorbek
#15 Artem Zebelin
#20 Andrey Vorontsevich
#21 Trajan Longdon
#23 Alexey Shved
#24 Sasha Kaun
#31 Viktor Khryapa
#34 Zoran Planinic
#44 Terence Morris
Head Coach: Ettore Messina

2008-2009 Maçları
Normal sezon
1 W, vs AJ Milano 90 - 64
2 W, at Panionios On Telecoms 52 - 86
3 W, at Real Madrid 54 - 58
4 W, vs Efes Pilsen 90 - 68
5 W, at Partizan 62 - 63
6 L, at AJ Milano 80 - 79
7 W, vs Panionios On Telecoms 93 - 61
8 L, vs Real Madrid 78 - 82
9 W, at Efes Pilsen 55 - 74
10 L, vs Partizan 63 - 66
Play Off
17 W, vs Partizan 56 - 47
18 W, vs Partizan 77 - 50
19 W, at Partizan 56 - 67

CSKA Moskova'nın oyun karakteri: CSKA Moskova Avrupa'nın en iyi savunma yapan takımı olarak bilinir. Ön alan savunmalarıyla rakibi üç sayı çizgisinin ötesine geçirmemeyi amaçlar. Zaman zaman rakip guardları tam sahada baskı altında tutup oyun kurmalarını engelleyerek süre eritir, bazen de baskının dozajını arttırarak top kayıplarına sebep olurlar. CSKA'da temel savunma prensibi adam-adama savunmada geçilmemek üzerine kuruludur. Geçilen oyuncunun yerine hemen bir diğer oyuncu savunma rotasyonu yapar, geçilen oyuncu da rotasyon yaparak hızla boştaki oyuncuyu kontrol altına alır. CSKA pas kanallarına yaptığı baskıyla rakibin pota altına inmesini zorlaştırır. CSKA'nın takım olarak mükemmel bir savunma düzeni olmasının yanı sıra, tüm oyuncularının savunma özellikleri de üst düzeydedir. CSKA, güçlü savunmasının yanı sıra, rakibin zaaflarını en iyi şekilde değerlendirebilen bir hücum yapısına sahiptir. Oyuncular arasında skor dağılıımı dengeledir. Hiçbir oyuncusunu boş bırakmaya gelmez. Her oyuncusunun farklı hücum silahları vardır.

Resmi Web Sitesi: http://www.cskabasket.com/


Regal FC Barcelona



Takım Kadrosu
#5 Gianluca Basile
#6 Andre Barrett
#8 Jordi Trias
#9 Lubos Barton
#10 Jaka Lakovic
#11 Juan Carlos Navarro
#13 David Andersen
#17 Fran Vazquez
#19 Mamadou Samb
#20 Nihad Dedovic
#21 Ersan İlyasova
#22 Xavier Rabaseda
#24 Victor Sada
#25 Daniel Santiago
#44 Roger Grimau
Head Coach: Xavier Pascual

2008-2009 Maçları
Normal sezon
1 W, at SLUC Nancy 54 - 82
2 W, vs Panathinaikos 90 - 66
3 L, at Montepaschi Siena 71 - 61
4 W, vs Asseco Prokom 74 - 62
5 W, at Zalgiris 60 - 75
6 W, vs SLUC Nancy 91 - 68
7 W, at Panathinaikos 76 - 87
8 W, vs Montepaschi Siena 87 - 61
9 W, at Asseco Prokom 64 - 76
10 W, vs Zalgiris 90 - 68
Play Off
17 L, vs Tau Ceramica 75 - 84
18 W, vs Tau Ceramica 85 - 62
19 L, at Tau Ceramica 69 - 62
20 W, at Tau Ceramica 63 - 84
21 W, vs Tau Ceramica 78 - 62

Barcelona'nın oyun karakteri: Barcelona bu sezon Tau Ceramica'nın ardından en fazla skor üreten ikinci takım olmuştur. Ayrıca Olympiacos'un ardından en fazla asist yapan takım Barcelona'dır. Barcelona, hücumda ve savunmada dengelidir ama, akışkan ve tempolu oyunları sayesinde ofansta biraz daha öne çıkarlar. Milli oyuncumuz Ersan İlyasova, Juan Carlos Navarro, Jaka Lakovic, Gianluca Basile gibi çok önemli skorerleri vardır. Barcelona tempoyu kontrol ettiğinde çok tehlikeli bir takımdır. Hücumdaki aktiflikleri kadar, savunmada da etkili olabilirler. Oyunun sıkıştığı anlarda sayı yememek için çok sert müdafaa yaparlar.

Resmi Web Sitesi: http://www.fcbarcelona.com/


Panathinaikos



Takım Kadrosu
#4 Fragiskos Alvertis
#5 Dusan Kecman
#6 Vassilis Spanoulis
#7 Stratos Perperoglu
#8 Mike Batiste
#9 Antonis Fotsis
#10 Nikhos Hatzivrettas
#11 Drew Nicholas
#12 Kostas Tsartsaris
#13 Dimitris Diamantidis
#14 Nikola Pekovic
#15 Dusan Sakota
#16 Giorgi Shermadini
#17 Dimitrios Verginis
#19 Sarunas Jasikevicius
Head Coach: Zeljko Obradovic

2008-2009 Maçları
Normal sezon
1 W, vs Zalgiris 78 - 51
2 L, at Regal FC Barcelona 90 - 66
3 W, at SLUC Nancy 70 - 80
4 W, vs Montepaschi Siena 81 - 76
5 W, at Asseco Prokom 60 - 67
6 W, at Zalgiris 69 - 80
7 L, vs Regal FC Barcelona 76 - 87
8 W, vs SLUC Nancy 83 - 69
9 L, at Montepaschi Siena 82 - 77
10 W, vs Asseco Prokom 75 - 53
Play Off
17 W, vs Montepaschi Siena 90 - 85
18 L, vs Montepaschi Siena 79 - 84
19 W, at Montepaschi Siena 53 - 72
20 W, at Montepaschi Siena 84 - 91

Panathinaikos'un oyun karakteri: PAO, Zeljko Obradovic'in uzun yıllardır sürdürdüğü sert ve rakibin zaaflarını değerlendirmeye dayalı oyununu bu yıl farklı bir boyuta taşımıştır. Dışarıda etkili şutörleri olan "Yeşiller'in" içeride Pekovic ve Mike Batiste gibi iki dominant oyuncusu mevcuttur. Panathinaikos iç-dış dengesini sezon başında tam olarak yakalayamamış olsada, sezon ilerledikçe tüm parçaları mükemmel işleyen bir makinaya dönüşmüştür. Savunmada guardların yaptığı yoğun baskı, rakibi köşelere hücum etmeye zorlar. İçeride kuvvetli oyuncularla rakip uzunları caydırıp, doğru zamanda ikili sıkıştırma yaparlar. Panathinaikos Eureolague'de savunma ile hücumu en dengeli yapan takımdır diyebiliriz...

Resmi Web Sitesi: http://www.paobc.gr/


Olympiakos



Takım Kadrosu
#4 Theodoros Papaloukas
#5 Michalis Pelekanos
#6 Josh Childress
#7 Nikola Vujcic
#8 Igor Milosevic
#9 Ioannis Bouroussis
#10 Yotam Halperin
#11 Lynn Greer
#13 Panagiotis Vasilopoulos
#14 Ian Vougiouskas
#16 Giorgios Printezis
#17 Zoran Erceg
#18 Milos Teodosic
#21 Sofoklis Schortsanitis
#24 Jannero Pargo
Head Coach: Panagiotis Giannakis

2008-2009 Maçları
Normal Sezon
1 W, at Air Avellino 69 - 83
2 W, vs Unicaja 83 - 72
3 L, at Cibona 85 - 76
4 W, vs Maccabi Electra 84 - 65
5 W, at Le Mans 93 - 98
6 W, vs Air Avellino 91 - 66
7 L, at Unicaja 60 - 56
8 W, vs Cibona 93 - 64
9 L, at Maccabi Electra 96 - 83
10 L, vs Le Mans 68 - 78
Play Off
17 W, vs Real Madrid 88 - 79
18 W, vs Real Madrid 79 - 73
19 L, at Real Madrid 71 - 63
20 W, at Real Madrid 75 - 78

Olympiakos'un oyun karakteri: Olympiakos bu yıl harcadığı paralarla Avrupa transfer piyasasına damga vurdu. NBA'den gelen Josh Childress'ın yıllık cüreti bazı Euroleague takımlarının toplam maliyetinden daha fazla. Ayrıca Avrupa'nın en büyük yıldızlarından Theo Papaloukas'ı transfer ederek hedeflerinin şampiyonluk olduğunu somut bir şekilde ortaya koydular. Olympiakos sezon başında yıldızlarla dolu bu kadronun birbirine uyum sağlamaması sonucu zorlu maçlar oynadı. Bazı maçlarda oyunu domine etmekte zorlandılar. Ancak takım kimyası oluştukça hergeçen gün performansları arttı. Giannakis'in agresif dış savunma anlayışı takım üzerinde olumlu bir sonuç verdi. "Kırmızılar" savunmadaki sertliklerini, gün geçtikçe hücum düzenlerine de yansıttılar. İçeride Bouroussis ve Vujcic'i hemen hemen her hücumda kullanıp, tüm oyuncuların aktif olduğu etkili bir hücum ritmi yakaladılar. Dışarıda hem delici, hem şutör oyuncuları olan Olympiakos Euroleague'nin en skorer takımları arasına girdi. Olympiakos'un bugüne dek en fazla sorun yaşadığı husus serbest atışlardı. Oynadıkları 20 maçta 67%'lik bir serbest atış isabet oranı yakaladılar.

Resmi Web Sitesi: http://www.olympiacos.org/


Maç programı

Yarı Final, 1 Mayıs Cuma, 2009
  • Yarı Final: Barcelona - CSKA Moskova TSİ 19:00
  • Yarı Final: Olympiakos - Panathinaikos TSİ 22:00
Final, 3 Mayıs Pazar, 2009
  • Yarı finalde kaybedenler TSİ 18:00
  • Yarı finalde kazananlar TSİ 21:00