Ataman: Korkmadık ve kazandık
Ergin Ataman final serisini, şampiyonluğu ve gelecek sezonu değerlendirdi
- Final serisinin ilk iki maçında F.Bahçe Ülker’e evinizde kaybettiniz. Bu takımı nasıl etkiledi?
ERGİN ATAMAN: Bu beklemediğimiz bir sonuçtu. Şampiyon olacağımıza çok inanıyorduk. Seri öncesi basın toplantısında F.Bahçe tarafı gergin, bizse kendimize güveniyorduk. ‘Sert maç oynamamak dezavantaj olur mu’ diye maç öncesi sormuştun bana. İşte bu sorunu yaşadık. Böylece hücumda sıkıntı çektik. Bunu F.Bahçe Ülker de beklemiyordu. Bu kez tablo değişti ve biz tedirginleşirken onlar favori oldu. Ama biz aşama gösterdiğimize inanıyorduk. Şanssızlık sonunda kaybettiğimizi biliyorduk. İnancımızı ve disiplinimizi hiç yitirmedik.
"Korkmadık kazandık"
- Mrsic’in son saniye üçlüğü bir takımı yıkacak düzeyde etki yapabilirdi. Oyuncuları mental olarak hazırlarken ne yaptınız?
E.A: Oyuncu sizi izler. Davranışım, ruh halim, tepkilerim onları etkiler. Biz eğer, ‘İş zorlaştı, avantajı kaybettik’ deseydik o zaman 4-0 olurdu. Ama biz, ‘Kimseden korkmuyoruz, gidip seriyi çevireceğiz’ dedik. Oyuncular da buna yüreğini koydu. Biz son dakikaya kadar şampiyonluğu kovaladık. Bu son maçta da böyleydi. Orada geri düştük ama lehimize çevirmeyi bildik ve özgüvenimizi gösterdik. Bu da zaten Fenerbahçe Ülker’deki eksiklikti. İşler kötüye gittiği zaman paniklediler. Bu bize avantaj oldu.
E.A: Biz kadroyu kurarken oyuncuların karakterlerine baktık. Bu iki türlü olur. Bir; takım oyuncusu olma, ikincisi; kaybetmeyi kabullenmeme... Mesela Kaya Peker böyle; yüreğiyle, hırsıyla vardır. Kerem Gönlüm, Sinan Güler, Kerem Tunçeri hep bu tarzda oyuncular. Thornton karakter olarak Avrupa’da 1 numara. Antrenmanda bile kazanmak istiyor. Bu takıma yansıdı. Biz de teknik olarak uyum içinde çalıştık. Disiplinin yanında arkadaşlık da vardı. Oyuncuları birlikte yola çıktığımız bir emekçi gibi gördük. Yönetim de bizimle beraber kenetlendi. Avrupa’da başarısız olduğumuzda bize cephe alınmadı. Hep birlikte bütünleştik.
E.A: Evet; final serisinde de aynısı oldu, biz dibe vurduk, yukarı çıktık. Bunun yanında saha dışı motivasyonlarımız oldu. F.Bahçe Ülkerliler, yaptığı açıklamalarla bizim moralimizi bozmaya çalıştı. Benim 1 metre mesafeme bir amigo grubu yerleştirildi. Tatsızlık olacak dedim, kimse bir şey yapmadı. Biz sakinliğimizi koruduk; yanıtı sahada verdik.
- Demeç savaşlarını ilk sizin başlattığınız iddia ediliyor...
E.A: Orada olanları herkes biliyor. Bana çalınan teknik faulun aynısı Tanjevic’e çalınmayınca, ‘Belki de milli takım antrenörü olduğu için çekiniyorlardır’ dedim. Bundan daha masum bir açıklama olabilir mi? Buradan bir gerginlik çıktıysa bunun sebebi Tanjevic’in açıklamasıdır. Bana ‘aptalca konuşuyor’ diyemezsin. Ben sana mı bir şey söyledim? Hakemlerin toleransını eleştirdim. Biz Tanjevic’le iki maç tokalaşmadık. Sonra 5. maçta ortam gerginleşince üzerimize düşeni yapıp evimizdeki maçta elini sıktım. Kendi içimde yine sindiremiyorum ama gerginlik bitsin diye ilk adımı ben attım. Biz kimseyi hedef haline getirmedik. Tam tersine bana yapılanlara karşı daha sakin oldum. Provakasyonlara yanıt verseydim bu takıma yansıyacaktı.
- Şampiyon olduktan sonra yaşanan olaylara ne diyorsunuz?
E.A: Bu patlamanın olacağı günler öncesinden belliydi. Takımımız ve hakemler hedef haline getirildi. Biz uyardık ama yeterli tedbir alınamadı. Ama siz kendi taraftarınızı gerip, holiganların içeri girmesine engel olmazsanız tabii olay çıkar. Burada önemli bir şey var. Ali Koç’un bu kalabalığın içine girip taraftarı sakinleştirmeye çalışması takdire değer bir davranıştır. Sağduyulu yöneticiler de varmış demek ki. Bu olaylar ancak Ali Koç gibi yöneticilerin artmasıyla önlenir. Mesela Nedim Karakaş’la biz aynı kolejden mezunuz. Bunun sohbetini yaparız. Ama hayretler içindeyim. Gözlemci Emin Balcı’nın önünde bana küfür ediyor. Sonra ‘Ben etmedim Ergin etti’ diyor. Ardından Fenerbahçe TV’de Siena’dan neden ayrıldığımı soruyor. Komedi bunlar... Neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz ki benden? Ben tabii ki mücadelemi vereceğim. Ama siz bana diş geçiremezsiniz. Benim yapımda bu yok. Beni baskıyla yenemezseniz. Beni sadece Tanjevic ve F.Bahçe Ülkerli oyuncular yener. Onlar da yapamadılar. Olay budur...
- Nasıl bir ceza gelmeli size göre?
E.A: Futbolda oldu işte. G.Saray’a kaç maç ceza verdiler. Bunu yapabiliyorlar çünkü TFF’nin bir sistemi var. Ama basketbolda ‘kimse darılmasın’ mantığıyla bu disiplini sağlayamazsınız. Futbolda verilen cezalar ortada. Bu İtalya’da olsa mesela, o takıma puan cezası veriyorlar. Benetton’a kuralların dışında transfer yaptığı için 20 puan ceza verdiler. Benetton’a hem de... Bunu Türkiye’de yapabilir misin? Bize ya da F.Bahçe’ye, fark etmez. Veremediğin için bu olayları yaşamaya mahkûmuz.
- Kupayı TBF Başkanı Turgay Demirel’in elinden alamamak sizi nasıl etkiledi?
E.A: Benim için kupa sembolik. Kimin elinden almışız önemli değil. Biz sorumluluğumuzu bildik ve seremoniye çıkmamak için birçok nedenimiz varken 1 saat bekleyip geldik. Saygılı olduk ama karşılığında saygı görmedik. Yoksa kişisel bir şey aramıyorum.
Efes ruhu geri geldi
• Biz Türkiye’de yenilmez armada olan Efes Pilsen ruhunu geri getirdik. Bunu Avrupa’da da yapacağız. Efes Pilsen’i en yüksek seviye takımların arasına sokacağız.
• Mirsad’ın sezon içinde bizimle anlaştığı dedikodudan başka bir şey değil.O pozisyon için bir ihtiyacımız yok.
• Sözleşmesi biten tek oyuncu Kakiouzis. Onu değerlendireceğiz, düşüneceğiz. Bir de Vujanic var; onunla da konuşacağız. Ama şimdiden bu isimler yok diyemem. Bakacağız.
Röportaj: Can İşbakan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder